Widgetized Section

Go to Admin » Appearance » Widgets » and move Gabfire Widget: Social into that MastheadOverlay zone

ALLAH İLMİ ; TARIK YILDIZI

Sibel Tanyel Topçu

Sibel Tanyel Topçu

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

Bismillah’ir-Rahman’ir-Rahîm

1-) VesSemai vetTarık;
Andolsun semâya ve Tarık’a,

2-) Ve ma edrake metTarık;
Bilir misin Tarık’ı?

3-) En Necm’üs sakıb;
Delip geçen yıldızdır (PULSAR)!

 

Bilimsel verilere göre ; uzayda, enerjisi biten ve güneşimizden en az 8 kat büyük kütleli yıldızlar, patlayarak parçalar  kendini… Ve bu parçalanmadan sonra yıldız  yine kendi üzerine çöktüğünde,  o artık bir nötron yıldızı olmuştur ve ismine “Pulsar” denir. Etrafına kalp atışı gibi düzenli ve çok güçlü manyetik dalgalar yayması, kendi etraflarında çok yüksek hızlarda dönerek, kutuplarından yine çok yüksek hızlarda parçacıklar saçması, Pulsarların en önemli özellikleridir.

 Kutuplarından saçılan manyetik ışınım özünde sürekli olmasına rağmen, dünyadan kesik kesik izlenebildiği için, periyodik olarak bir ışıyıp bir sönen bir görüntü oluşturur. Tıpkı bir deniz feneri gibi….

 TARIK ilimdir, beş duyu kayıtları ile oluşturduğumuz dünyaMIZI aydınlatan öz bilgidir, her AN yeni ŞEN’ de Olmak, bir AN’da ölüp bir sonraki AN’da yeniden, geriye değil gelişime doğru ve bambaşka surette doğmaktır. HİÇBİR ADIMINDA O ADIMIYLA KAYITLANMADAN, BİR SONRAKİ ADIMA İLERLEYEN Hakikat İlmidir. AN’da som ve kesintisiz ışığını yayarken, zaman köyünün kayıt merceklerinden flu görünür TARIK, bir gözüküp bir kaybolur tıpkı deniz feneri gibi…

 İlim hammaddeyi nihai ürüne, insanı KAMİL olmaya doğru yoğurur. Mutlak ŞUUR diler ve dilediği insanlara, kendi özelliklerini açığa çıkarmak üzere PULSAR’ ın müthiş hızdaki dönüşünden kopan ilim parçacıkları isabet eder !…

 İlmin tümü, mutlak ZAT’ın bilinemezliği yüzünden celal nuru gibi yakıcı, delip geçicidir. Bu yüzden en ufak parçası dahi,  füzyon etkisi gibi,  veritabanı müsait bilinçte tepkimeye girer ve bilinç KENDİ penceresinden MUTLAK BİLİNÇ gözüyle bakmaya başlar….(120.günde kalp nöronlarının beyindeki ilgili devreyi açarak oluşturduğu “Veritabanı müsait bilinç”e kendimce: EEG-EKG mutlu evliliği diyorum :) … Yani, kalp nöronlarının beyin nöronları ile sıkı iletişimde olduğu, ideal grafikteki bilinç)

  
Sanki milyarlarca bilincin bakış açısı, kendi beyninin penceresinden açılmaktadır dünyaya… Öyle bir patlama olmuştur ki, sanki milyarlar kendi , kendi milyarlar olmuştur ! Sabun köpüklerinin birbirine değdikçe kendi sınırlarından vazgeçip, kocaman bir BALON oluşturması gibi…. Kancayı üst bilince atan beyin, alt idraklerini, sönmüş cüce yıldızlar gibi basamak yaparak, kendini yukarı doğru çekmeye başlamıştır, BÜTÜN’e doğru…

 Vahidiyet”tir bu ! … Kesrette inip çıkan, doğup ölen, var olan her ne grafik varsa bunların suretlerini değil,  hepsini oluşturan ESMALAR BÜTÜNÜNÜ  görmek, BÜTÜN gözüyle seyredebilmek….

 Derken yıldız kendi üzerine çökmeye başlar. Bilinç, ESMALAR BÜTÜNÜNÜN hareket dairesinde oluşan haşyetle ;  yaşar, açığa çıkarır tüm sıfatları MUTLAK bilinç adına… sonra  idraki  ilerler, ilerler….  Derken, sonsuz sınırsızlığa açılan ZÂT kapısından, hissettiği bu TEKLİK ŞUURUNU DAHİ, bir toz yığını gibi yavaş yavaş üfleyen rüzgâr esmeye başlar…. “Ahadiyet”tir bu !

 Sonsuz Esmaların, sınırsız sıfatların,BİR ve BÜTÜN BİLİNCİN dahi, uğultusunda anlamını yitirdiği, milyarlarca galaksiden kurulu milyarlarca evrenin varlığını ve dahi yokluğunu toz zerreleri gibi savuran,  RAHMAN’ ın nefesini mutlak ZÂT’ ın bilinmezliği ile yoğurup, nereden gelip nereye gittiğini sır gibi saklayan naif galaktik rüzgar…. Pardon, galaktik olmaktan “münezzeh” rüzgar !

 İşte İNSAN ŞUURU’ nda bu algı safhalarını anlatır sanki bu yıldızın safhaları ! Tarık öyle bir ilim yıldızıdır ki, geçtiği her ışık zaman biriminde, önce o boyutun gerçeğini oluşturur, sonra bir bakarsın, her boyutun gerçeği,  algı ilerledikçe bir hayal balonuna dönüşür…. Beş duyuya endeksli algı, şeriat-tarikat-hakikat-marifet…, vahidiyet, ahadiyet… Hepsi bir görünüp bir kaybolan o göz kırpan  yıldız gibi, veritabanları farklı milyarlarca insan algısında önce o algı boyutunun gerçeğini, sonra o yaşadığının “hayal olduğunu” yaşatır… Sonsuza dek !

 4-) İn küllü nefsin lemma ‘aleyha hafız;

Hiçbir nefs yoktur ki, onun üzerinde bir hafîz (gözetleyici – koruyucu) bulunmasın.

 

Gerçek nefs, vahidiyet ile hissedilebilen TEK nefstir. Biz birimlerin beşeri şartlanma ve kayıtlarla etrafına örülmüş kozasının özündeki nefs yani… BAKIŞ açımıza örülmüş bulunan bu dünyasal kayıtlardan oluşan fıtri kabuğumuz ise, bizi, öz nefsimizi ortaya koymaktan engelleyen birimsel nefsimizdir. Bu dünyada şartlanma ve değer yargılarımızın kölesi olarak her ne yaparsak yapalım, şaşmaz bir şekilde doğruyu öz nefsimizden fısıldayan tek bir kanal vardır ; VİCDANIMIZ ! Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu söyler. VİCDAN da Allah’ın sesi olarak, en bozuk, en kayıtlı, en örtücü beşerin dahi kulağına doğruları fısıldayabilen Özümüzdeki yegane KORUYUCU’ dur.

 

5-) Felyenzuril’İnsanu mimme hulika;
İnsan neden yaratıldığına bir baksın!

6-) Hulika min main dafikın;
Atılan bir sudan (meni) yaratıldı.

7-) Yahrucü min beynissulbi vetteraib;
Erkeğin beli ve (kadının) teraib’inin (leğen kemiklerinin) arasından çıkar!

8-) İnneHU ‘alâ rac’ıhı leKadir;
Muhakkak ki O, onu (aslına) döndürmeye elbette Kâdîr’dîr!

 

Ey PULSAR ! Sen nelere kâdirsin… Ne yolculuklar düzenlersin de, hikmetini kıymetini bilemez yeryüzü insanları… Onlar ki, biri erkekten biri kadından gelen ; 3 milyar harfi ihtiva eden  muazzam genetik kod ile işlenmiş TEK BİR HÜCREden türemişlerdir…. Onlar ki, dolaştırdığın yolculuk duraklarının tüm fotoğraflarını çekmişlerdir de aslında, arşivi nereye koyduğunu,  hatta çoğu zaman böyle bir arşivleri olduğunu dahi bilemezler üzerine yığdıkları eşyaları yüzünden !  Tıpkı burnunun üstündeki gözlüğü yana yakıla arayan demanslılar gibi dönüp dururlar dışsallıklarında, fuzuli yere …. Kendi özlerindeki KÂDİR güç, onları asıllarına dönüştürecek, senin göz kırpmandan nasiplenen de nasiplenmeyen de, o arşive kavuşacaktır sonunda….

 9-) Yevme tübles serair;

O süreçte, gizliler açığa çıkartılıp bilinir.

10-) Fema lehu min kuvvetin ve la nasır;
Artık onun için ne bir kuvvet vardır ve ne de bir yardım edici!

11-) VesSemai zatirrec’ği;
Andolsun yörüngesinde dönenleriyle semâya,

12-) Vel’Ardı zatissad’ği;
Yarılan arza ki,

13-) İnnehu lekavlün fasl;
Muhakkak ki O (Kur’ân), elbette Hak ile bâtılı ayırıcı bir söz;

14-) Ve ma huve bilhezl;
O, şaka olarak gelmemiştir!

Ahsen-i Takvim özümüzü saran Esfel-i Safiliyn yapımız, bir aşiyan vakti kadar kalınacak ve hesap görüldükten sonra terkedilecek dünya durağı için oluşturulmuş bir çeşit giysidir. NASA uzay istasyonunu veya nükleer bir tesisi ziyarete gittiğinizde size giydirilen yalıtım giysisi gibi… Çünkü dünya yaşam boyutu, ALLAH ismi ile insanlara anlatılmak istenen muazzam varlığın DELİP GEÇİCİ, YOK EDİCİ İDRAKİNİN yumuşatıldığı, en alttaki, üstü algı katmanları ile (peyderpey ve hazmıyla açılmak üzere) örtülmüş bir boyutudur.

 Esfel-i Safiliyn yapı, Tarık yıldızının temsil ettiği ALLAH ilmininin, BİLİNÇ’te hüküm sürmesi oranında, değerden düşer. GİZLİ olan AHSEN-i Takvim ÖZ, İLMİN örtücü katmanları eritmesiyle artık ortaya çıkmıştır. İlim hidayettir. Hidayet ise, MUTLAK ZAT’ ın indinden olup, önünde hiçbir kuvvetin, üst frekansın, dua yöneliminin durup, yön veremeyeceği, ALLAH ile KUL arasındaki ŞAHSA MÜNHASIR köprüdür…. Diler, karanlığını deler geçer birimin ; diler karanlığına dokunmadan göz kırpar geçer Tarık yıldızı….  

 15-) İnnehüm yekiydune keyda;

Muhakkak ki onlar bir hile kuruyorlar.

16-) Ve ekiydü keyda;
Ben de hilelerine hileyle cevap veriyorum!

17-) Femehhililkafiriyne emhilhüm ruveyda;
Bu yüzden o hakikat bilgisini inkâr edenlere mühlet ver, onlara az bir süre tanı.

 ARZ’ı, yani bedensel ve benliksel vehmi yarıp geçen ÖZ SES KUR’AN, bilinçte açığa çıkmaya başladığında, doğduğundan beri beslediğin “EN YAKIN DOSTUN” zannettiğin  ajan provakatörlerin hileleri apaçık önüne gelmeye başlar ;

 Beyninin yarattığı vehimler ;  dışarıdaki insanlar, insanların gıybet edilesi (!) fiilleri, kendini özgür ve fikir sahibi bir birey olarak konumlandıran benliğin, ince bir duvar ustası gibi özene bezene ördüğün toplumsal değer yargıların, bu yargıların üstüne çıktığın kaçak kat misali sarsılmaz, yenilmez ve anında tepkimeye giren duyguların…., yani SEN dışında, YALNIZLIĞIN dışında sahip olduğun HERŞEY….

Hani yalnız doğmuş ve yalnız ölecektin ? Nerden çıktı bu kalabalık ?…

 Beyninin yarattığı  organize hile çetesinin üstesinden gelebilecek Mehdîn TARIK YILDIZIDIR. Peki yaşamımızdaki kurtarıcı TARIK Yıldızı nedir ?  Ne O, ne bu, ne öbürü…  Ne KİŞİSEL GELİŞİM düsturları, ne gösterişli FELSEFE çözümlemeleri , ne de alabildiğine genişleyen ama tek bacağı kırık sandalye BİLİM… Tek başına ve İLK etapta hiçbiri !   Yalnızca, tüm diğerleri gibi LA İLAHE ‘ yi çözüp, fakat  İLLA ALLAH ile tevhid edebilen yegane kaynak ; ALLAH RASULU’ nün  bildirdiği ALLAH İLMİdir… ALLAH İLMİNİ beynine yerleştirdikten sonra, tüm ikinci el  dükkanlarını doya doya OKUyabilir, reyonlarında keyifle gezinebilirsin …

 Bu zor süreçte ALLAH ilmi, beyninde yarattığın kalabalığa rağmen kalabalık ile mücadelende başka bir zorlu süreç sunar sana…. DIŞSALLIĞINDAN ARINABİLMEN İÇİN, DIŞSAL SURETLERDEN ÜMİDİNİ KESEBİLMEN İÇİN AĞRILI BIR TABLO, SABR SÜRECI. Bu ise zaman alır… Dünya sabırla döner, çünkü güneşin de ayın da, Pulsarın da, insanın da, yaradılış süreçlerini tamamlayabilmek için  “zaman”a ihtiyacı vardır.

Zamana ihtiyacı olmayan TEK varlık, zamana ihtiyacı olanları da indinden yaratan ve besleyendir.

Allah ilminden bir an bile kopmamak dileğiyle…

STT

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>