Kendinsiz Kendin Olmak

Gencay Gülfidan
Bilinç altında gizlenmiş şartlanmalar ve tabiat girdilerinin, kayıtlarının, Fil ordularıyla öz fıtratımıza saldırışının ve bunun aslında bu bastırılmış ve kokuşmuş şartlanma ve tabiat kayıtlarımızdan, veri tabanı girdilerimizden kurtulmak için olduğunun; samimi yönelişlerimizin, kilise düzeyinde itiraflarımızın bu orduları tetikleyip harekete geçirdiğinin ve el an yardımın ulaşmakta olduğunun fark edilmesinin ardından;
Kureyşte de Kendin Ol mu diyor diye düşünmedim değil.
Kendin oluncada Ülfet ve hürmete mazharsın
Kendin olunca Beytin Rabbine kulsun
Allah diye belki de onun için demiyor da; Beytin Rabbi diyor
Kalbi Fıtrat
KENDİN
Kalbi Fıtratını uygula gibi;
Zaten uygulamadasın yani kulluktasın ya bi şekilde terkibinle
Mesela :
benim yapımda şu var insan içine çıkınca, kalabalığa girince, elim ayağım dolanır. Sonra zihin okurum fark etmeden. Yorum yaparım şu benim hakkımda böyle düşünüyor, şunu diyor gibi.. Düşünsel dedikodu… Bilinçaltı bunu kendiliğinden yapar ve ‘’beynim güçlendi bak etraftakilerin!? Beyinlerinden geçirdiklerini hissediyorum ya da daha vahimi; yaydıkları negatif düşünceleri ve ya pozitif düşünceleri hissediyorum. Bu da bir gelişme.’’ diye de kılıf giydirir.
İşte uzun lafın kısası; stres yaparım KENDİM OLAMAM da çevreye uymaya çalışırım.. Uyumlu birey olarak!!!… Su gibi değil ama bu. Saf değil benlikle çevreye uyumlu birey!..
Yani;
İnandığım gibi yaşayamadığım an; Yaşadığım gibi inanmaya başlarım.
Eğer ki üzerine birde bunu fark edebiliyorsam ve uygulayamıyorsam işte huzursuzluk, içsel saygı ve sevgide azalma ve kendini suçlama…
Ve bunları kendinden bilme.. KENDİN OLAMAMAKTAN kaynaklanan beşeri sıkıntı ve takıntılar..
Bir yandan da konuşulan Teklik…
Yukarıda bahsettiğim bu gibi haller, kişinin terkibine, fıtratına göre değişik şekillerde, esma açığa çıkışı şeklinde, gaflet adı altında kendini göstermeye devam ediyor…
İşte Beytin Rabbine kulluk burada bu hali çözüyor gibi..
Ayıklıyor bu halleredeki tıkanıklıkları.
..
Kendin ol ve bu kendin oluşu kendinden bilme!!!
Kalbin SALT manalarının fiile dökülüşü beyin adı altında ya da sen adı altında açığa çıkışı. Bilinçli Kulluğun. Bu bilişle fiillerde bulunulması her halinde. Bir çaban olmaksızın kolaylaşmış şekilde. Bu olurken Amigdala ve İnsula ‘dan geçen sinyaller kişiyi yapmacık, tedirginlik vb hallere düşürebilir. Bunun çaresi verilmiş bize.
KENDİN OL. Derken KALBİ FITRAT derken bu dikkatimi çekti.
Ümmetimin ihlilâttan (karmaşa-kaos-zihin bulanıklığı) emin olması, Kureyşle iyi geçinmelerindendir. Kureyş Ehlullahtır, Kureyş Ehlullahtır, Kureyş Ehlullahtır.Kim ki Kureyş’e karşı asker olursa, o şeytanın askeridir. (Hz. İbni Abbas (r.a)
Kendinin Ehli ol! Kureyş Ehlullahtır…
Kendin dediğinin de esma açığa çıkışından başkaca olmadığının bilişiyle davran ki; Kureyşe karşı asker olmayasın…
…
Beytin Rabbine kulluk kanımca Kendin Olabilmek.. Tevhid ehli olarak uyarısı ise; kendin olma işini kendine vermemek.. Püf noktası… Kulluğun püf noktası. Ülfet ve Hürmeti getirecek kulluğun püf noktası…
Allah’a kulluğu; Abdullah’lığı açacak olan anahtar; Kendinsiz Kendin olmak!…
Beytin Rabbine kulluk; Kendinsiz Kendin olmak…
Bu da otomatik olarak yakınlığı (ülfeti) ve içinde saygınlık olan yakınlığı (hürmeti) getirecek…
Her türlü seferinizde –yönelişinizde- (bence burada kış ve yaz denilmesinde ayrı ayrı ince manalar aramak yerine, Kureyş kabilesinin yaptığı her seferlerin bu iki ayda olmasından dolayı, bizde her türlü hakikatimize yönelişimiz olarak anlayabiliriz) olmak istediğinizi değilde o an olduğunuz hali fark edebilmek; teker teker yakalayabilmek belki detaylarıyla sizi kendinizi kandırmaktan kurtarıp rahata kavuşturacak ve bu rahat (rehavet değil – farkındalığın getirisi) bir ülfeti daha açacak.
Yani;
Kendinizi yakiyn seyredebilmeyi!…
Kendini kandırmadan kendini seyredebilen; kendini yakiyn seyredebilendir. Bu kişi bu yönelişlerle de rahata (farkındalığa) kavuşur..
Eğer ki nasibinde varsa bu seyrini kendinden bilmeyerek, esma açığa çıkışını müşahede eder ve birimselliğini kontrol altına alır..
Kalpteki nöronsal aktivite (kalpteki küçük beyin) sonucu oluşan Sıfatların açığa çıkması… Beynin kalbin sinir sistemi ile etkileşimi, Beyindeki terkipselliği dengeliyor. Bakın Ülfet yakınlık, hürmet içinde saygıda bulunan yakınlık. İçinde saygı bulunan Ülfet, yani bunu fark edişin getirdiği yakınlık (seyir) halinin – gözlemci pozisyonunun – Kalbe saygı göstermesi. Terkipselliğini, derin bir saygı ile Kalbe bırakması… Sevmesi. Sevdiğinde yok olması. Sevdiği ile hallenmesi. Beynin Kalbi sevmesi diye düşünülebilir belki, beyindeki, bağırsak beyinle etkileşim sonucu olaşan terkipsellik (birimsellik) etkilerini kesip; kendini Sevdiğinin hali ile –Kalpten gelen sinyaller, gönderiler ile- hallendirmesi… Proglamlaması.
Ayna nöronlar işlevini hatırlıyorsunuzdur. O misal Beyindeki sistemin Kalpten downloadı gibi, Kalpteki küçük Beynin, Beyinle iletişimi (ayna nöronlar işlevi) gibi düşünülebilir. Kalpten çekmeye başlaması. Kalbine (Kalbi Fıtratına/Beytin Rabbine) yönelmesiyle (kulluk işlevi) Kalbin; Beyni etkileşimine alması. Beynin Kalpten gelen sinyalleri değerlendirmesi. Sıfatlarla hareket etmeye başlaması… Nitelediği isimlerin kaynağına inmeye başlaması. Güzel, çirkin vb zıtlıkların kaynağı… İsimlerin, birimselliğinden ötürü ortaya çıktığının farkındalığı…
Ehlinin şu uyarısını fark ettirmek istercesine;
İsim, ardındakinden perdeliyorsa, bir an önce “isim perdesinden” kurtulmaya çalış!
Eskiden; açığa çıkan ‘esma terkiplerinin’, kendine ben demesi ile oluşan gaflet tecellisinin; ‘Esmaların’ kendine ben demeye başlaması ile oluşan yakiyn seyri.
Kendini yakiyn seyretmek.
Kendinsiz (terkipsiz) Kendin olma (Salt esma açığa çıkışı)
Üretme, gerçekte, Esmâ boyutu seyridir. Efâl boyutu, beyindeki varsayımdır; beynin yapısı dolayısı ile hissedilen! AH
Üretmenin getirdiği Ülfet ve Hürmet… Amigdalanın işlevselliğini değerlendirmek. Son bulgular Amigdalanın sadece korku vb olumsuz tepkilerin değil, olumlu duygusal tepkilerinde kaynağı olduğunu ortaya çıkardı. Kalpten gelen sinyallerin beyin tarafından değerlendirmeye alınması ile Amigdala esaretinin (mülhime girdabının) Amigdalayı değerlendirebilme lütfuna (Mülhime Kemaline) dönüşmesi; hakikatine olan seferinde yolcunun farkındalığının ve fark etmeye başladıkça aslında sonsuz sınırsız bir farkındalık alanında olduğunu anlamasının, bunun getirdiği açlığın yavaş yavaş oturarak; tek derdi karnını doyurmak düşüncesinden (insula korteks tıkanıklığından) sıyrılıp, yediklerinin enerjisini bilerek tüketen hale gelmesi gibi..Ve Kureyş suresinin son ayetinin kendimce bir değerlendirilişi;
Elleziy at’amehüm min cû’ın ve âmenehüm min havf;
O ki, onları açlıktan doyurdu ve korkudan emin etti.
“Seyreden ol kendi oldu”!.
Ve tabi nasibinde olup ta bu açığa çıkışı müşahede edenin diyeceği;
“Bulan ol kendi oldu”, demiş biri; “Buldum ise ne oldu” demiş diğeri! “TEK” ise, bulan mı var, bulunan mı? AH
…
Öz fıtratını yaşamadan fıtratını fethedemezsin
Kabeyi yaşamadan mekkeyi fethedemezsin
Kureyş halkının Kıbleleri dışarıda değildi! Kabe kendi şehirlerinin ortasındaydı!
Kendin olmadan; kalbi fıtratını yaşamadan, ülfet (yakınlık) ve hürmete (içinde saygı olan yakınlık) mazhar olamazsın…
–
La uhsiy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik…
…
Beynime yansıyanlar..
Hazmı ile…
Sevgiler Selamlar…
…
Yeniden incelemek için;
SALÂVAT VE AYNA NÖRONLAR
http://www.ahmedhulusi.org/yazi/salavat.htm
Kalp’teki Küçük Beyin
http://www.okyanusum.com/kalptekibeyin.html
İNSULA
http://www.okyanusum.com/insula.html
Amigdalada Korku ve Keyif
http://www.okyanusum.com/amygdala.html
Son Yorumlar