Sosyal Medyada Tasavvuf

FacebookTwitterRSSYoutube

İtiraf Ediyorum!…

Gencay Gülfidan

Gencay Gülfidan

Dostlarla toplanılan Kuran’ı anlama çalışmalarına, komşunun torunlarının sünnet düğünü dolayısıyla gidememişti. Fakat bu sefer değişik bir his vardı içerisinde, zorlamadı, üzülsede akışına bıraktı ve seyretmeye koyuldu.

Düğün vakti geldiğinde; bir dostunun tavsiyesi üzerine uygulamakta olduğu; iftarlarda sadece patates yenilen, sahura kadar da çay, bal, hurmanın serbest olduğu bir çalışmayı uyguladığı için iftardan sonra giderim diye düşündü. Bu çalışmayı birkaç gündür deniyor ve sanki üzerinden kalkmış olan ağırlığın ferahlığını yaşıyordu… İftarı yaptıktan sonra, hazırlanıp vaktini de geçirdiği düğün yerine vardı.

Pistte duran komşusunun yanına gidip kucaklaştılar. Ve tam o sırada çalmaya başlayan halayda buldu kendini fark etmeden. Demişti ya akışa bırakacağım diye saldı kendini halayın akışına da.

Bir yandan da aklı son zamanlardaki istiğfar çalışmalarındaydı. Zihni kurcalamıyor değildi; acaba bu düğünden de bişeyler çıkar mı diye. İtiraf edecek malzeme arıyordu adeta kendine. Daha doğrusu, bilinç altında yatan baskıladığı ve fark edemediği; hakikatine yönelişinde kendisini tıkayan ve kilit oluşturan girdileri yakalamaktı niyeti. Bunun içinde bir tetiklemeye ihtiyacı vardı. İsmi cismi önemli olmayan, sadece bu girdileri samimiyetle fark ettirip dile döktürecek bir oluşuma ! Bu düğün belki de biçilmiş kaftandı. O sebepten içinden geldiği gibi davranacak, kendisini sıkmayacaktı ki yakalayabilsin.

Öyle böyle düğün bitmiş, eve gelmişti. Çayını alıp terasta az soluklandıktan sonra biraz dinlenmek için uzandı ve telefonunun alarmını gece kalkacağı saate ayarladı. Vakti gelince saat çalmaya başladı, bu seferde yataktan kalkmak zor mu gelmişti ne, biraz sağa sola dönendi. Zihni boş durur mu hemen başladı konuşmaya:

- Yat yahu kaç gecedir kılıyorsun, bak ne güzel itiraflarda yakaladın hem.

-  Açılımlarını da hisseder oldun inceden inceye… Hem ehli de demiyor mu; ara ara yapın diye. Bu gece de ara versen ne olur. Dinlen az yorma kendini !!

Nasılda caydırıcıydı, birde öyle naif öyle geçerli gibi gelen kılıflar da giydiriyordu ki kalkmamasına ! Fakat birden fırladı yerinden; zihin bir açıdan haksızda sayılmazdı hani, gerçekten OTOMASYON işliyordu ve bu işleyiş sonucu oluşan çıktı ona vehmin bu hükmünü kırdırıp, söylediklerine kulak asmayıp yataktan kalkmasını sağlamıştı… Hem öyle değimiydi; beşerce bir yaklaşım değil miydi bu söylediği. Beden miydi ki yorulsun… Üzerinde de hiç yorgunluk yoktu nedense ! Zihin bunları dedikçe yorgunluk hissi oluşuyordu. Neyse kalktı yatağından ve abdest alıp durdu namaza…

Ehlinin uzun zaman önce söylediği ve önemi şimdilerde bir kez daha ortaya çıkan İSTİĞFAR NAMAZINI eda etti önce ve secdesinde başladı itiraflarına…

Düğün geldi aklına ilk, oradaki yaptıklarını, kendine ve çevresindekilere güç atfedip, birimsellikleri ile değerlendirdiğini dillendirdi önce… Sonra kendine de aynı şekilde birimsellik ve güç atfedip kendi kendini suçladığını açıkladı. E düğün yeri, arkadaşta genç sayılır, bayanlarda pek güzeldi. İçi mi kıpırdamıştı yoksa.. Halayda yanında duran bayanada mı !? Nasılda göz ile bir değerlendirmeye düşüp, hakikatten bakamamış, bedensel bir değerlendirmeye düşmüştü. Zihni yine durmadan diyordu ki;

- Yok artık gayet normal genç adamsın, için biraz ısındı kaynadıysa ne var bunda

Bunu da bertaraf edebildi biraz uğraştan sonra… Sabah, düşünce ufuklarında, kendisinin bir bilgi olduğunu, insan olduğunu, beden olmadığını; hakkını verme kılıfı altında bedenselliğe nasıl düştüğünü, vehmin nasıl hakkını verme işini kendine yontarak kullandığını tefekkür etmek güzeldi ama… Lafı hoştu… Neyse ki lafı bile OTOMATİK bir Girdi oluşturup, Çıktısını bu şekilde vermiş ve bu vıdı vıdıyıda atabilmişti…

Diğer gündelik itiraflarını da yapıp secdeden kalktı. Kalktı kalkmasına da bir şey içinde ukte kalmış gibiydi. Bir şeyler oturmamış gibiydi… Bir sürede oturduğu yerde akışına bıraktı düşüncelerini…

Ta ki sabah ezanı okunmaya başlayana dek… Ezanı dinledi ve sünnetini eda etmek için durdu. Secdeye kapandığında sanki o ukte gelip beyninde titreşmeye ve anlatmaya başladı…

Geçen bir yazıda okumuştu, cinlerden olan şeytanlarında Allah’a sığındığını… Haydee dedi kendi kendine; ne güzel itirafını yaptın düğün dernek anlattın, nereden çıktı şimdi cin şeytan falan…

Ama yookk girdiyi almıştı bi kere çıktısı gelecekti kaçarı yoktu… Bütün bu yaptığı itirafların SIZLANMA şeklinde olduğunu fark etti birden… Sanki sızlanıyordu kendi yaptıklarından ! Şikayet eder gibi de sığınıyordu yaradanına… Sanki şeytanın sığınması gibi mi diye bir soru yankılandı beyninde. Ve geçen gün göz gezdirdiği Cinn suresi geldi aklına… Kuranı dinleyip de hayrete düşen ve itiraflarda bulunan cinn taifesi geldi… e onlarda itirafta bulunuyorlardı. Ama dinledikleri kadarıyla… Acaba okuma isteği var mıydı onlarda; yoksa sadece DİNLEYİPTE HAYRETE DÜŞTÜKLERİ İÇİN Mİ İTİRAFTA BULUNUYORLARDI…

Beyninde; Hirada arayışa giren Efendimiz yankılandı. Kendini dinler gibi arayıştayken, duyduğu bir nida O’na OKU’yabilenlerden değilim; OKU’yamıyorum !! İTİRAFINI yaptırmamışmıydı !!! Daha âlâ itiraf, daha âlâ düğmeye basıp; mekanizmayı tetikleme mi olurdu !!

Bunlar dolaşırken beyninde secdede; zihin yeniden başladı aradan atmaya; yakıştıramamıştı Efendimize bu tür bir tetiklemeyi… Yakıştıramaması da normaldi, çünkü;

Bize anlatmak için İHTİYACI olmadığı halde yaşaması değil miydi ki ÜMMETİM ÜMMETİM diye dua edişi…
Sizden bir beşerim derken, bizde olanı açığa çıkartmak için demesi değil miydi buu…

Bu sefer ki itirafında sanki ufak bir değişiklik olmuştu; yaptıklarını yine saydı döktü ve sonuna şunu ekledi; BUNLAR SENİN DİLEMENİN DIŞINDA DEĞİLDİ, GAFLET TECELLİSİ ADI ALTINDA BÖYLECE OLUŞTU, BU AÇIĞA ÇIKIŞLARIN KALKMASINI İSTERİM… BEŞERİ DEĞERLENDİRMELERLE, BEŞ DUYUYLA VE DAHİ DİĞER DUYULARLA YAPILAN DEĞERLENDİRMELERDEN DOLAYI BENDE OLUŞAN KİLİTLERİN, KAYITLARIN KALKMASINI NİYAZ EDERİM…

Ve bir ışık daha yandı beyninde.. Bu sıralar gündemde olan MEKANİZMA nın işleyişine dair ufak bir deneyimlemeydi sanki bu yaşadıkları…

Önce CİNNİ boyutla itirafını yapıp DIŞSALLIKLA bir değerlendirmeyle, birimselliğine vererek yapılan bir itiraf girdisi; feedback yoluyla geri dönmüş, bu konudaki blokaj olan BİRİMSEL değerlendirme kilidini kesmiş bloke etmiş ve ÇIKTISI olarak bu farkındalığı açmıştı… BİRİMSEL BİR DEĞERLENDİRME İLE OLAYLARA BAKIŞ, KAYITLI BİR BAKIŞI OLUŞTURAN VE KİLİTLENMEYE SEBEP OLAN EN BÜYÜK ETKENLERDENDİ !

Şunu da ekledi; Birimsellikle yapılacaktı elbet itiraflar, o yaşantı içindeki halleri yakalayıp itiraf edecekti, fakat birimsellik adını taktığı oluşumların hakikatinden, aslından perdelenmeden… Birimsellik adını da kendinin taktığının bilişiyle…

Birde tabi NE DUA EDEYİM DİYE DÜŞÜNMEYİN, SİZ İTİRAFINIZI YAPIN DUA KENDİLİĞİNDEN AKACAKTIR sözü de sanki hissedilmiş ve Ehlinin şu açıklamasının girdisi de eklenerek şu dua çıkmıştı bütün samimiyetiyle; Ve bu seferki istek kuru kuru değil dolu dolu çıkmıştı.. İliklerine kadar hissedilerek bir girdi oluşmuştu…

TEK’in nazarıyla TEK’ten “çok”a bakışı muhafaza edip, sürekli olarak piramitin tepesinden aşağıya bakarak varlıkları seyretmek, “YAKÎN EHLİ” nin hâlidir! AH

Allah’ım Çok’tan Tek’e bakıp değerlendirmelerde bulunma gafletini kaldırıp; doğal kulluğun gereği olarak bütün doğallığıyla sürekli TEK’ten Çok’a bakan yakin ehlinden eyleee !!! Birimsellik bakışıyla değerlendirmelerde bulunup cinni boyutun şeytanın sığınmasından değil de; Hakiki yönelişi nasip eyle… Bunlarda benim bir dahlim yoktur…Girdilerin ve çıktıların açılımı sonucu otomasyon  gerçekleşmiştir.. İsteyen sensin, icabet edecek olanda sensin…

‘’SIZLANMA’’ İLE ‘’HAKİKİ İTİRAFI’’ KARIŞTIRMAKTAN SANA SIĞINIRIM…

AMİNN

Ve Otomasyon içerisinde; Çıktısını seyre koyuldu dilinden dökülenlerle….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>