Widgetized Section

Go to Admin » Appearance » Widgets » and move Gabfire Widget: Social into that MastheadOverlay zone

Varlığım; Varlığına Armağan Olsun!..

Suhendan-Ketenci

Dr. Sühendan COŞAN KETENCİ

Her sabah andımız denen o metni tekrar ederek büyüdük: “Varlığım; Türk varlığına armağan olsun!..” İlkokulda beş sene tekrar edilen bu metin üzerinde and içen çocuklar hiç tefekkür etmiş midir? Sanmıyorum. Çünki ben de o yıllarda bunun manasını düşünmedim. Hatta çoğumuzun büyüdükten sonra da sorguladığını sanmıyorum.

Tıpkı bu ant gibi, tasavvuf okulunun gönüllü öğrencileri bizlerin de pek çok ilmi kavramı ciddi planda ele alıp derununu sorgulamadığımız, gelen yeni açılımlarda vurgu yapılan hususları duyduğumuzda hem bedenen hem zihnen yaşadığımız şoklardan belli!…

Ezberlenen ve tekrar edilen, adeta her boşluğa copy- paste edilen kavramları yeniden, hem de eski bildiğimiz, zannettiğimiz biçimlerini de silrerek yeniden ele alma vakti şimdi.

Kur’an da sıklıkla geçen B sırrı ile imanın ne olduğunu hepimiz biliyoruz. B sırrı ile iman varlığımızı Allah esmalarının oluşturduğuna imandır.

Bakara suresi 8. ayet der ki;

8-) Ve minenNâsi men yekulü amennâ Billâhî ve Bil yevmil âhıri ve mâ hum Bimu’miniyn; İnsanlardan bir kısmı “B” işareti kapsamınca (varlıklarını Allâh Esmâsının oluşturduğu inancıyla) Allâh’a ve âhiret süreçlerine (sonsuzluk içinde kendilerinden açığa çıkanın sonuçlarını yaşayarak yer alacaklarına) iman ettiklerini söylerler; ne var ki imanları gerçekte bu kapsamda değildir!

Biz de B sırrı ile iman ettik diyoruz ama gerçekten iman ediyor muyuz ?…

B sırrı kapsamınca iman etmek demek olan ‘ Varlığımızı Allah esmasının oluşturduğu inancı ‘ nın ne demek olduğunu anladık mı ?

Ehli’nin yıllar önce de anlattığı B sırrını anlamadıysak şimdi bilimsel veriler ile anlamak, oturtmak kolaylaştı.

Ehli’nin şükründen aciz olduğumuz, bilimsel verilere dayanarak yaptığı açıklamaları dikkate alırsak; Beyin dediğimiz- ismi beyin olan – dalga-bilgi- esma yumağı her an Allah Esmalarını açığa çıkarmakta. Burada dipnot olarak geçmek gerekir ki beyin diye de birşey yok. Gözümüzün gördüğü et parçası olan beyin değil söz konusu olan. Beynin yapısı nöron yumağı, nöronların orjini de dalga yumağı. Evren dalgalardan oluşuyor. Her biri bir esmayı yani bilgiyi ifade eden dalgalar. Bu bağlamda bilgi de diyebiliriz aslında.

Tekil hareketi anlamak için bütün suretlerden, gözümüzün gördüklerinden geçelim, daha derinlikli bakalım. Sonsuz sınırsız dalga frekanslarını düşünelim. Evren dalgaların dalgaları yani bilginin bilgiyi değerlendirdiği, çözümlediği, ama çözümlenmiş hali ile de dalgalardan- bilgiden  ibaret olan bir okyanus. Dalga Okyanusu.

İşte beyin dediğimiz dalga- bilgi yumağında dışardan yine dalga- bilgi halinde  gelen veriler veritabanına gore işleniyor ve bir kısmı – beyin karar veriyor buna da!- bilince yansıyor. Yine bilgi olarak. Bazen amigdala önce davranıp duygusal tepki verdiriyor, bazen de frontal korteks öncelikli davranıp bilgileri tarattırıp daha akılcı bir çıktı alıyor. İkinci Beyin denen bağırsak beyinden gelen tesirler, astrolojik etkiler, hormonlar, yediklerimiz, içtiklerimiz bu süreci etkiliyor. Neticede beyindeki süreç bilince yansımadan yani biz henüz farkında olmadan saniyeler önce tamamlanmış, olmuş bitmiş oluyor. Ve ‘Ben şuna karar verdim  şunu diledim‘ diyoruz. İşin ilginci karar verdim, diledim dediklerimiz de bilgi. Yani bilinç de bilgi. Dolayısıyla beynin yani insanın orjini de bilgi- esma, bizim algılama alanımızda açığa çıkan da bilgi- esma…

Peki bu ben hissi nedir  öyleyse ?. Nereden çıktı, bu işleyişin neresinde var oluyor.? Ya da biz nasıl hayali olarak var ediyoruz. ?

Beynin genetikten, henüz anne karnındayken  bedenden, gelişim sürecinde çevreden gelen ve astrolojik etkilerle oluşturduğu ben! kavramı bu. Veritabanına yerleşmiş Ehli’ nin de deği gibi “Ben Virüsü”. Artık her yeni girdinin sonuna “İM” takısı ekleyen. Ve her nöronlar arası bağlantıları sen- ben ayrımı ile, sahiplikler, değer yargıları ve şartlanmalar ile oluşturan. Egoyu, benliği gitgide taşlaştıran ve kozayı ören.

Beyne bu ben virüsü girmese, ortada esmaların çıkışı, dalgaların dalgaları çözmesi, bilinç aynasında mutlak BEN in kendini seyrinden başka birşey kalmayacak halbuki…

Bu anlamda az da olsa kafası çalışan,  böylece Hakikati’nin Allah esması olduğuna gerçekten! iman eden kişi bu esmalar ya da Allah yanı sıra kendine ayrı bir varlık verebilir mi? Veriyorsa acaba gerçekten iman etmiş midir? İşte beynindeki sanal ben kavramından kurtulamayıp, ‘Varlığım O ‘nun varlığı‘ ezberinde kalan ve bunu hissedip yaşayamayana gelmiştir Bakara suresindeki 8. ayet bana göre…

Neden “B sırrına iman ettik” derler de “Aslında etmemişlerdir ?…” İman ettiklerini sanmaktadırlar ?

Bazı cümleleri sıkça duyarız. İlk duyduğumuzda o anki veritabanına gore değerlendirir, bir çıktı alır , sonra tekrar yeni haliyle veritabanına yerleştiririz.  Örneğin B sırrı ile iman etmeyi ilk duyduğumuzda beyin hemen veritabanını taradı doğal olarak. Henüz ben virüsü ile çalıştığı için dosyalar, dedik ki ‘Aaa evet ben-im ( bir ben var farkındaysanız )  varlığımı oluşturan Allah, Allah esmaları.‘ Bir ben kavramı var bir de beni oluşturan Allah Esmaları sanki…

Evet B sırrına iman ettik güya ama aslında tanrı kavramımızı farklı birşekilde update etmiş olduk. Sonra da her duyuşumuzda BİLİYORUZ YA! Artık  beyin bu kavramı  hemen mevcut bilgiyle değerlendirdi. Tekrar sorgulama gereği duymadı. Tanrı kavramı da böylece devam etti. B sırrını her duyuşumuzda aynı algıyla değerlendirdik. Her seferinde sanal ben algısını yerli yerince tutup, var edip adeta  Allah a vekil kıldık. Bir nevi kilitledik beynimizi bu kavrama.

Evet kilitlenmişlik ana kavramlara olmak zorunda değil. Kilitlendiğimiz ne hitaplar var kimbilir?!.. Çok şükür ki  ezber bozmak adına Ehli sürekli farklı şekilde anlatıyor da biz aaa ! diyoruz yeni duymuş gibi…

Kelimeleri , Kur ‘an ın söylemek istediklerini her an yeniden ! yeni okuyormuş gibi algılamaya çalışmazsak, sorgulamazsak en önemli kavramlara kilitleriz beynimizi…Uzunca bir sure de uyuruz uyanık zannederek kendimizi !

Neticede varlığının Allah esmalarından oluşması ne demek ? Sanal varlığının olmayışı ve sen adı altında Allah ın hüküm sürmesi, yani sen konuşurken ben derken,  BEN diyen ayrı bir varlık yok demek. Sen kendin konuşuyorsun , işitiyorsun yürüyorsun ya ,  işte onları yapan var sandığın sen değil ! ,eh kim olduğunu da artık sen düşün bul demek

Tüm yeni bilgiler ışığında bir kez daha düşünmeli ki ; Her düşüncen, her davranışın, her fiilin Allah a ait. Sen hiç var olmadın. Şimdiye kadar zannettiğin sen olarak!. Yani kocası, çocuğu, mesleği olan halinle hiç var olmadın. Sen Mutlak Varlığın ismin adı altında kendini seyrettiği bir mahalsin. Tamam bugüne kadar anne olmayı, baba olmayı, evlat olmayı yani bu boyuta ait esma çıkışlarını deneyimledin.

Artık “Hatırlatıcı” geldi sana. Kur’ an hatırla! der.Öğren demez ! Demek ki sen aslında Hakikati’ni biliyorsun ve aslında bu halinle yaşıyorsun da unuttun.Çünkü hatırla ! diyor. Sen yoksan var olan sadece Allah ise zaten Hakikat’i bilmemesi münkün müdür ?

Neymiş ? Demek ki biliyormuşsun ama unutmuşsun. Sen senliğinden geçip gerçeğini hatırla !

Yani;

BEN derken uyanık ol ! , kayıtlarına, sahte kimliğine, duygularına ben DEME ! . BEN derken kimin Ben dediğini, kimin ise asla BEN diyemeyeceğini her an hatırla.Her an zikirde ol…

Senden her an açığa çıkanları bir an bile sahiplenip egona mal etme ,bunu otomatikleştir , kozanı erit, sende işiten, gören , yürüyen KENDİSİ olsun  .

Bunlar nasıl olacak, ben kozamdan nasıl çıkacağım ? Ben virüsünün anti-virüs programı nedir ? gibi sorular hepimizin beyninden geçiyor…

Farkındaysak  Kur ‘an sadece iman edenler demez. İman eden ve imanın gereğini uygulayanlar der.

İmanın gereğini yerine getirmek dendiğinde benim aklıma sadece 5 vakit namaz, oruç, zekat gibi çalışmalar  gelirdi eskiden. İman etmenin gökteki, yerdeki, içimdeki , özümdeki , kalbimdeki yani ruh durumuma gore  BİRYERLERE yerleştirdiğim tanrıma inanmak ! olduğunu düşündüğümden imanın gereği de onun hoşuna gidecek davranışları yapmak olmalıydı doğal olarak. B sırrına iman etmeyenin, edemeyenin tanrısı da ancak şekil ve mekan değiştirmiştir bana göre.

Evet imanın gereklerindendir ibadet adı altındaki çalışmalar.Düşündüğümüz şekilde midir acaba B sırrının farkındalığı  ile ibadet . Ayrıca  başka nelerdir B sırrını yaşamanın getirileri yani imanın  gereği…

Kısmetse bi rdaha ki yazıda Ehli ‘nin de açılımları ile imanın gereğini ve ibadet adlı çalışmaları anlamaya çalışacağım…

Örneğin şu soruya yanıt arayacağım ; İbadet birimin Allah’ a ulaşma yolu mudur, ölümsüz varlığın KİM olduğunun farkındalığını yaşaması  mıdır ?

Tekrar  buluşmak dileğiyle

Selam ve sevgiler

 

                                                                                                          30/09/2011

                                                                                              Sühendan Coşan Ketenci

Varlığım; Varlığına Armağan Olsun!.. için yapılan yorumlar

  1. alpay yıldız Cevapla

    07 Kasım 2011 - 06:41

    Çok güzel,toparlayıcı,özetleyici bir yazı olmuş.Tebrikler.
    Ancak bu tür ve benzeri çok yazıları görmemize rağmen,benlikten kurtulma konusunda yeterli taktikleri içeren bilgilere,yazılara çokça rastlamıyoruz.
    Eğer insan sadece akıldan ibaret olsaydı,bu yazıyı okuyan derhal “b sırrı” ile iman edebilirdi.Ancak insan da akıldan başka duygular da var.
    Zaten belirtmişsiniz,frontal korteksten önce amigdala,bağırsak beyin değerlendirir bazen diye.
    Bu yüzden yazılarınızda günlük yaşamımızdan canlı örnekler vererek,okuduklarımızı,o an yaşamayı sağlasanız,acaba bizler bu yazıları daha fazla içşelleştirebilir miyiz diyorum.
    Çünki bugün,pekçok kişi,hakikatım Allah-mış diyor,sadece O var-mış diyor,herşey esmalardan ve aslında bilginin bilgiyi çözümlemesinden ibaret-miş diyor ama hayatını dillendirdiği gerçeklere göre tanzim etmiyor,edemeyebiliyor.
    Demek ki artık,bilgiyi yaşatıcı,içselleştirici bir tarzda aktarmaya,bilginin kuru söz olarak kalmaması için,benlik denilen ve her tarafımızı sarıp ele geçirmiş bilinci nasıl terbiye edeceğimizin pratik hayatta karşılıkları örneklendirilerek verilirse,istifade belki daha da çok olur.
    Ancak bu haliyle de gayet faydalı bir hatırlatma niteliğinde bir yazı olmuş.
    Kaleminiz,klavyeniz dert görmesin..
    Teşekkür ederiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>