Sosyal Medyada Tasavvuf

FacebookTwitterRSSYoutube

Unuttum, konu neydi ?..

Suhendan-Ketenci

Dr. Sühendan COŞAN KETENCİ

“Cesur Civciv” çizgi filmini bilmem hatırlayanınız var mı?.. Bu sevimli yavrucuk tıkandığı her yerde bu cümleyi tekrar ederdi; Unuttum, konu neydi?…

Hep unuturdu nedense?… Hatırladığında ileri atılır, boyundan büyük işlere koşardı bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ile… Bazen sorardım kendi kendime; civcivin içinde, diğerlerinden daha öne atılacak kadar yüksek enerjiyi ve kudreti tetikleyen acaba bu unutması mıydı?… Yoksa konu neydi, diye sorması mı?…

Çizgi Filme dalıp gidiyordum neredeyse…
Konu neydi?…
Hayy Allah’ım:)))) Ben de unuttum…

Haftanın gündemi Kaf Suresiydi, öyle mi?… Evet evet Kaf idi…
Eh, birlikte çıkalım bakalım Kaf Dağına…
Yoksa ZATen Kaf dağındamıydık. ?..
Hatırlamaya çalışalım :) :)

Vira Bismillah….
….

Nokta BEN liği ile diledi ve alemler tek bir anda  var oldu. Kuran-I Mecid açığa çıktı tüm muhteşemliği ile

Ben dediğinde birimselliğini de , Mutlak BEN i de kastetsen BEN diyen birtek  BEN var. Bu algı Mürselat  suresi ile başladı aslında. Her yeni İrsal ile algı değişti, TEK algısına doğru bir adım daha atıldı İrsal oluşların, algılamaya çalışmaların TEK nedeni var.O da iki tane BEN olmadığını farketmek.

Ne acaip birşey değil mi??? Algılamaya çalışsan da hatta eveeeet! anladım tek bir yapı var desen de zihnin hemen yalanlıyor değil mi. Düşünmeyi, tefekkürü bıraktığın anda yine olayı surete bağlıyor, kendini birim sanıyor. Olsun. Sen birim sansan da birim sanan aynı TEK İşte bunun fakındalığı ile başlar herşey. Evet gerçekten çok acaip birşey2-) Bel acibu en caehüm munzirun minhüm fe kalel kafirune hazâ şey’un aciyb;
Bilakis aralarından bir uyarıcı onlara geldi diye hayret ettiler de, o hakikat bilgisini inkâr edenler şöyle dedi: “Bu çok acayip bir şey…”

Çok acaip çünkü çok mucizevi. Sen Orjin BEN olduğun halde nasıl kendi kendini unutup ben birimim diyorsun ?. Sen nasıl olurda kendin noktadan çıkmayı dileyip, muhteşem kitabını her an yazıp, kendini tanıyorken, aslını yalanlayıp bu kabirde uykuya dalan  birimim diyorsun? Esas mucize bu işte. Kendini örtmen ve unutman…Unutmuş oyununu oynaman…

BEN diyerek alemleri oluşturdun, birim adı altında  ben diyerek dairene başladın. Ve kendini beden sandın. Noktandan çıkış BEN demekle başladı, birimsel ben algısı kemale ulaştı ve Mutlak BEN e yolculuk başladı. Her koşulda BEN diyenin aynı TEK olduğunun farkındalığıyla ilk adım atıldı…

Ba’s oluşu öldükten sonra dirilmek sanır zihnin. Çünkü doğmuştur kendince. Doğmamış, doğurmamış nasıl ölür de dirilir azizim…Esas acaip olan bu değil mi !…

Oysa her an gerçekleşir Ba’s. Bais ismi uykudadır da sen ölünce mi açığa çıkacaktır. Bais ismi her zerrede her zerrenin kemalatını gerçekleştirir her an. Her mananın her zerrede her an açığa çıkışı gibi.  Bir saniye önceki halin ile aynı mı sanırsın kendini. Zihninin, beş duyunun göremediklerini yok sanırsın. Olmayan varlığını  var sanırsın. Buda vehim mucizesi işte…

Zihninde yanlış bir kayıttır ölüm ve Ba’s oluş. Ölüm ötesine attığın hesaplaşma günü. Oysa her an hesap görülmede, her an yeni açılımlar için cehennem süreçleri yaşanmakta.

Bu dünyayı gerçekliğin sandın, öldükten sonraki hayata ölüm ötesi ahiret dedin. Sınırsız frekans okyanusunda beş duyunun yarattığı bir evrende yaşıyorsun. Evet ölüm  ve  Hakikate doğuş anı beş duyu öncesi ve sonrası olarak bir miladdır bence. Beş duyunun kaydından çıkana akar Mele-I Ala, akar da Ba’s eder insanı…

Bu beş duyu kaydından çıkış nasıl olacak . Semadan gelen bereketli sular, Hakikatindeki kuvveler nasıl hissedilecek ?. Kozadan nasıl çıkılacak ? Nasıl dirilecek ölü belde ?

Önce oyuna dönelim. Sen kendini unuttun ve birim sanmak için  bu boyutun bütün kayıtlarını veri tabanına yerleştirdin .

Hakikat bilgisi geldiğinde yalanladı zihnin. Hemen kabul edemedi. Çünkü veritabanın  buna uygun değildi. Kendini ismiyle  perdelemişti. O bütünsel algıdan uzak, yaşadığı boyuttan beş duyu kesitleri ile algıladıklarıyla meşguldü. Karmakarışık tabii. 5-) Bel kezzebu bil Hakkı lemma caehüm fehüm fiy emrin meriyc;
Hayır, onlara geldiğinde Hakikatlerini yalanladılar! Onlar pek karışık bir iş içindedirler.
Hakikati algılayacak ilimden, birikimden yoksundu. Dolayısıyla Hakikat bilgisi geldi ama sen anlamadın,I algılamadın…Oysa Hakikat bütünsel bir algıdır. Önce veritabanını hazırlamalısın. Değişim, dönüşümü beyninde başlatmalısın…

Evet tüm bu değişim gelişim bu bedeninde, birimim diyen varlığında olacak.

 

( 6-) Efelem yenzuru iles Semai fevkahüm keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furuc;
(Kendilerini arz-beden kabullendikleri içindir ki) üstlerindeki semâya (bilinçlerine) bakmadılar mı ki, onu nasıl oluşturduk ve (duyularla) bezedik! Onun hiçbir kusuru da yoktur!

 

7-) Vel Arda medednaha ve elkayna fiyha revasiye ve enbetna fiyha min külli zevcin behiyc;
Arzı (bedeni) geliştirdik; onda sâbit dağlar (organlar) oluşturduk! Onda her güzel çiftten (çift DNA sarmalından) bedenin nebatî özelliklerini meydana getirdik. )

Bilincin kusursuz diyor ayetler. Bedenin en güzel DNA çiftinden oluşturulmuş.

Neden ?

 

8-) Tebsıraten ve zikra li külli abdin muniyb;
(Hakikatine) dönen her kula basîretini açmak ve hatırlatıp öğüt vermek için.

Her  organının bir dünyası var, her hücrenin bir alemi, her atomun bir hayatı. Ve her birinin yenilenme süreçleri. Her hücren, her nöronun yenilenecek ki sen yenilenesin. Her hücren her atomun heran tüm manaları açığa çıkarmakta. Alem içre alemler var. Ve sen tüm bu muhteşem mekanizmanın üzerine isim perdesi örtmüşsün. Bu ismin içini yine tüm bu mekanizmanın bir kesiti olan zihin sahnendeki kayıtlarla doldurmuşsun.

İsim perdesi altındaki sistemi tanımanın İsmi Allah olanı tanımak olduğunu bilmekle başlar dönüşüm süreçlerin. Kendi alemlerini anlamak isim kozandan ilk çıkış belirtileridir.
İşte sen kendini tanıma aşamalarını hayalinde ürettiğin dünyanda değil tam da bu varlığında gerçekleştireceksin. Önce isminin ötesine geçeceksin bedenini tanıyarak..
Bilincini tanıyacaksın. Her yeni idrakte bir önceki ile kıyaslayacaksın. Her yeni idrakte birimselliğin ne olduğunu, bedeninin ne olduğunu, Hakikatinin ne olduğunu farkedeceksin. Bu birimsel yapından aldığın donelerle yeni idrak sıçramaları yapacaksın. Her perdeliliğin öğüt olacak sana. Perdelerine basarak basiretini açacaksın.

Kendini tanıdıkça , kim olmadığını! farkettikçe Hakiki kuvvelerin açığa çıkmaya başlayacak. İşte ölü belde dirilmeye başlayacak. Ve kozadan çıkışın başlayacak.

( 11-) Rizkan lil ıbadi, ve ahyeyna Bihi beldeten meyta* kezâlikel huruc;
Kullara yaşam gıdası olması için… Onunla ölü bir beldeyi dirilttik… İşte huruç (dünyalarından-kozalarından çıkış) böylecedir )

Hakikatine dönükse yönün korkma.  Ress kavmi gibi bedenine hapsettiğin burç özelliklerin olsa da , birimselliğine tapınsan da , Semud halkı gibi, Firavun gibi  egonu besleyip risalet boyutunu zaman zaman yalanlasan da korkma. Yönün Hakikatine dönükse hepsi helak olacak. Kozadan çıkmak istedin bir kere. Kozayı oluşturanlar ateşe atılacak bir bir…

Sana şah damarından daha yakın olanı farket.

Her an yenilendiğinin, başkalarının sana verdiği isimle kayıtlı olmadığının  farkına var. Sana şah damarından daha yakın olan bizzat kendinsin. Kendi beynin.

Kendini beden kabullenme fikrini de kendin bilecek gözlemleyeceksin. Her açığa çıkardığın sağ ve sol beynin tarafından oluşturulmakta, hipokampus denen kaydedicin ile hafızana kaydedilmekte. Bizzat şah damarından daha yakın olan beynin tarafından. …

Sen bu süreçlerin farkında olur, kendini  ismin adı altında perdeleyenin yine kendin olduğunu farkedersen, isminin kaydından çıkar, bedenini, beynini tanımaya başlarsan aslında var ettiğinin hayal olduğunu anlamaya başlarsın. Çünkü derinlere indikçe, bedenindeki mekanizmaları tanıdıkça bunun var saydığın isminle hiç alakası olmadığının, kendi kendine işleyen bir sistemin, , beyninin ürünü olan bilincine ben dediğini anlarsın. Ve bu benin Mutlak BEN yanındaki HİÇ liğini
Bu farkındalıkla başlar ölüme giden basamaklar. Sekratül Mevt yani ölüm sarhoşluğunu yaşamaya başlarsın.

Bu farkındalık Sur a üflenme sürecidir. Mutlak BEN dediğinin tam da kendi hakikatin olduğunun farkındalığı…
Bir tarafta kendini birim zanneden sahte varlığın, bir tarafta bir şahit . İçindeki Hakkın sesi. Duymaya başladığın ses…21-) Ve caet küllü nefsin meaha saikun ve şehiyd;
Her nefs (bilinç), birlikte olduğu sevk edici (doğal bedensellikle oluşmuş kişiliği) ve bir şahit (içindeki Hakk’ın sesi olan vicdanının seslenişi) ile gelmiştir!

Bu perdeler kalkarken acaba demezsin artık . Bu kesin bir biliştir. Mutlak BEN in bilişinde soru işaretleri, acabalar yoktur. Perde kalktı mı, kalkınca ne olur, neler yaşanır soruların varsa hala perde kalkmamıştır bilesin. Perdesi kalkan için tekrar inmez perdeler, Hakikat ayen beyan ortadadır.Beş duyu kaydından çıkar. Beş duyunun parça parça algısı değil, bütünsel algı başlar. Esas  o zaman Hakikatin örtüsüne hayret eder. ‘Bugün artık görme kuvven pek keskindir ‘ hitabını alır. Kendinden kendine…

Bundan sonra kalan zihin , benlik kırıntıları varsa kendi tespit edip atar ateşine…

Mutlak BEN i yaşayan mahal BEN bile demez aslında. Gaybı olan Rahmandan haşyet etmektedir heran. BEN diye hissetse de BEN dese de her an Hakikatini tam olarak müşahede edemeyeceğini bilir. Müşahede edenin de kim olduğunu…

İçinde vesveseler de olsa sabreder. Bunlar üzerinde sahte beninin hükmü olmadığını bilir. Mücadele etmez, teslim olur. Teslim oluşla tespih edişini farkeder. Zihin karanlığında bile olsa yani güneşin doğuşundan once de var oluşunun Rabbinin dilediği manaları açığa çıkardığını bilir ve tesbih eder

Bu sorgusuz nedensiz , kendini kabul edişi zamanla secdesini yaşatır, yokluğunu farkettirir. Bu farkedişten sonra yine tespih eder çünkü bu sefer gerçek kulluğunu farketmiştir.

Ve hakikatin sesini duymaya başlar. Çünkü artık kulağı dış seslere sağırlaşır. Esas iç sesini duyar olur her an.İşte bu HAK olarak sayhayı duyacakları süreçtir. Artık birim değil kendisi kendi sesinin farkındalığındadır. İşte bu kozadan çıkış sürecidir.

Dönüş sahte ben algısından Mutlak BEN e dir. Ve arzdan kopulur. Arz görevini tamamlamış, kendini tanıma sürecinde perdelerini ateşe atarken kişi Kuran I yaşamıştır.

Mürselat suresi ve KAF suresi kozadan çıkışı anlatan sureler gibi geldi bana

Hakikati tanımak için önce ismi Allah olanın bedenimizde ve bilincimizde nasıl bir mekanizmayla ortaya çıktığını farkedeceğiz. Beynimizin oyun sahnesi olan zihnimize ben dediğimizi, bu kısıtlı ben algısının Mutlak BEN in birim aynasındaki yansıması olduğunu ve aslında tüm manaları her an açığa çıkardığını algılayacağız. Bu bize ismimiz ve suretimizin ne büyük perde ve koza olduğunu farkettirecek. Bu bize her an O nu tespih ettiğimizi , yokluğumuzu hissettirecek. Hiç var olmadığımızı anladıktan sonra da kulluğumuzu …

Yeter ki iç sesimize , Hakikatimize dönük olsun yönümüz…

İnsan olduğumuzu, Hakikatimiz olan Mutlak BEN i yeniden hatırlamak üzere çıktık yola..

45-) Nahnu a’lemu Bi ma yekulune ve ma ente aleyhim Bi cebbarin fe zekkir bil Kur’âni men yehafu veıyd;
Biz, onlarda olarak, neler söylediklerini daha iyi biliriz! Sen onlar üzerinde zorla yaptırıcı değilsin! Azap uyarımdan korkana, Kur’ân olarak (hakikati) hatırlat!
Selam olsun Kur an ile, Kur an olarak Hakikatini hatırlayanlara…

Kaf suresinden benim gönlüme yansıyanlardı…

Sevgi ve selamlarım ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>