Gözlemek, ama neyi?!…

Dr. Sühendan COŞAN KETENCİ
Gözlemleyerek !!. Biz gözlemlemeyi daha çok dış dünya diye kabul ettiğimiz gözümüzün gördüklerini gözlemlemek olarak algılıyoruz. Peki zihnimizi gözlemlersek neler olur ?
Biliyoruz ki zihni oluşturan genetik ve astrolojik tesirlerle birlikte , doğduğumuz andan itibaren beynimizde depolanan kayıtlar, veri tabanını oluşturan girdiler..
Zihin bir olayla karşılaştığında mevcut veri tabanına ya da kayıtlara gore tepki veriyor. Yeni tepki yeni kaydı oluşturuyor. Bir olayla karşılaştığımızda ben neden bu tepkiyi verdiM ?? demek yerine zihnim hangi kayıt yüzünden bu tepkiyi verdi şeklinde gözlemlemek hem o kaydı tespit etmemizi hem de benzer olayla yeniden karşılaştığımızda daha uyanık davranmamızı sağlayacaktır.
Bir tepki verdiğimizde bu tepkiyi neden verdiM diye hayıflanmak , pişman olmak da ayrıca en büyük şirktir. Mevcut kayıtlara BEN demek Allah yanı sıra varlık edinmektir. İşte burada zihnin tüm süreçlerini hallerini gözlemlemeyi ben NEFSİNİ BİLİP RABBİNİ tanımak olarak algılıyorum. Zaten burada gözlemleyen noktasında durduğunuzda Rabbül Alemiyn noktasından bakmakta, kayda girmemekteyiz. Bu süreçte geldiğim son noktada, yok edilecek, öldürülecek, ıslah edilecek bir varlık, bir ego yoktur. Tüm bu düşünceler hiç varolmamışa varlık vermektir, yani şirktir. Bugüne kadar egoyla, zihinle uğraştım. Şimdi onu tanımak istiyorum. Zihin ya da ego olmadığınızı bildiğiniz, onu karşınıza alıp izlediğiniz anda zaten kaydından çıkmış oluyorsunuz.
Bu tanıma gözlemleme sürecinde yeni bir kayıt eklemeden, eskilerin silinmesi de kendiliğinden olacaktır diye düşünüyorum. Ve son noktada da şuur hakimiyeti ele alacaktır…
Gözlemcilik, bir adım geri çekilip zihin sanki başka biriymiş gibi gözlemlemek, Rabbül Alemiyne açılımdır kanaatimce….
Son Yorumlar