Benliğin Secdesi, Bilincin Duası; Fatiha

Dr. Sühendan COŞAN KETENCİ
1.Bismillahirrahmanirrahiym
(“B” işareti kapsamı itibarıyla) Esmâ’sıyla varlığımı yaratan ismi Allâh olanın Rahmaniyeti ve Rahıymiyeti ile…
Kuran OKU maya Besmelesiz başlanmaz. Çünkü zihin ya da edinilmiş benlik Kur an OKUYAMAZ. Kur an sistemin adı. Kuran açığa çıkışın dillenişi. Kuranı Kuranı yazan OKU yabilir. Hem yazar hem okur.
OKU maya başlamadan once besmele ile edinilmiş bilgilerimizi, benliğimizi, zihnimizi bir kenara bırakıp, bir adım geri çekilip, özümüze bir dönüş yapıyoruz. Hakikatimizin Rahman ve Rahim olan, alemlerden, biz de ve tüm evrende açığa çıkan her birimle kayıtlanmaktan münezzeh ismi Allah olduğunu hatırlıyoruz.Her an hiçlikte ve ama da ve her an açığa çıkışı ile yeni bir şanda. Alemlerden gani…Allahu Ekber….Bunu diyebilir hissedebilirsek başlarız Fatihayı OKU maya
2-) El Hamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn;
“Hamd” (Esmâ’sıyla yarattığı âlemleri her an dilediğince değerlendirmek), âlemlerin Rabbi olan Allâh’a aittir…
HAmd alemlerin rabbine aittir. Rabbül alemiyn tüm alemlerin rabbidir. Kuantum potansiyeldir. Özümdeki potansiyeldir.
Bende açığa çıkan bedenimde açığa çıkar, zihnimde açığa çıkar. Açığa çıkmış olan , çıkma potansiyelini bilebilir mi !!. Zihnimle yapacağım her değerlendirme, ortaya koyduğum her fiil rabbimin hükmü altındadır. Evet bunu gözlemler değerlendirebilirim. Ama zihnimle bakış rabbül alemiyn değerlendirmesi değildir.
Rabbül alemiynin değerlendirmesi ne demektir. Gözlemci tüm kayıtlardan münezzehtir. Rabbül alemiyn de tüm kayıtlardan münezzehtir. Gözlemci edinilmiş benliği aradan çıkarır. Kendinde açığa çıkanın farkına varır. Yokluğunu itiraf eder. Kuantum potansiyelin sonsuz olasılıklarına imkan tanır. Gözlemci, kuantum potansiyelden her an çıkan en üst frekansın, benliğin istek ve arzuları doğrultusunda alt frekansa gruplanmasına engel olur. Gözlemci evrenin en üst frekansıyla uyumlanır ve tüm evren gözlemcinin lehine çalışır.
Zihin sebep sonuçlar yaratır. Bir olayla karşılaştığında mevcut verilere gore beklentiye girer. Başarısız olmuşsa yine başarısız olacağını düşünür. Sınırlı kapasitesi yaşantısını da sınırlar. Zihin kendi kendini sınırlar.Zihin aradan çıktığında kuantum potansiyelin sonsuz olanakları devrededir. Ve mucizeler gerçekleşir. Aslında evrene gore onlar mucize değildir. Sınırlı zihnin veri tabanında yoktur sadece
3-) Er RahmanirRahıym;
Rahman ve Rahıym’dir. (Rahmaniyetiyle Esmâ âlemini meydana getiren ve Rahıymiyetiyle Esmâ âlemindeki mânâlar ile her an âlemleri yaratandır.
Kuantum potansiyel rahmandır ve rahimdir. Sınırsız manaları rahmaniyeti ile var edip rahimiyeti ile ortaya çıkarır. Kuantum potansiyel başka bir yerde başka bir boyut değildir. Sendeki potansiyeldir.
Edinilmiş bilgilerle kendini sınırlamadığında, ben dediğinin aslında hiç var olmadığını farkettiğinde tüm enerjisi ile çıkar özünden. Komutayı devralır.
Yaşam bir deniz, bir frekans okyanusu, Sen bu frekans okyanusunda yüzen bir gemisin. Sürekli dümenini kontrol etmek istiyorsun. Dümeni bırakmayı evrenle akmayı, gemiden inip frekans okyanusuna karışmayı hiç denememişsin.
Gemini sahiplenmiş, gözünü bir hedefe dikmiş, dümenine sıkı sıkı tutunmuş hayali bir yere varmaya çalışıyorsun. Fırtınalar çıkıyor. Dalgalar seni alabora ediyor. Gemini parçalıyor. İşte gemin parçalandığında kendini bıraksan okyanusa, deniz olsan, su olsan, ne fırtına kalır ne dalga.
Sen kah fırtına olursun, kah dalga, kah su damlası. Kah su zerresinde seyredersin kendini, kah buhar olursun deniz seyreder seni. Ama sen , parçalansan da ısrarla yeniden inşaa ediyorsun gemini. Yine okyanusdan ayırıp kendini , rüzgarın müziğini fırtına, suların dansını dalgalar sanıyorsun…..İşte kendini evrenden ayırıp birim sandıkça, gemini sahiplendikçe daha çok fırtınalar yıkar seni …İşte bu Rabbül alemiyn ya da kuantum potansiyel sırrına yüz çevirip, birimselliğinden çıkanlarla sınırlamaktır kendini…
4-) Mâliki YevmidDiyn;
Din hükümlerinin (Sünnetullah) yaşanmakta olduğu sonsuz sürecin Mâlik – Melik’idir
Kuantum potansiyeldin, kendini seyretmek istedin. Sınırsız mana ile sınırsız frekanslar oluşturdun. Bu frekansları da beyin denen en güzel OKU yucu ile okumayı, değerlendirmeyi diledin. Sınırsız frekanslar, sınırsız frekans grupları, sınırsız sayıda beyinler. Sınırsız alemler. Önce şunu bil ki sen o beyinden ibaret de değilsin.
Manalarını seyretmeyi diledin… Beyin dediğin frekans grubunu oluşturdun ve sistemi okumak için kullanıyorsun. Ama sadece o bedendeki beyni değil tüm beyinleri, tüm evreni oluşturdun. Bu frekans grupları arasında iletişim, bir sistem ortaya çıkardın. Sünnetullahın Maliki ve Meliki oldun. Her an beyninle oluşturmaya ve oluşturduğunu da yaşamaya devam ediyorsun, her an. Kuantum potansiyel olan sen beyninin , beynindeki frekans gruplarının Maliki ve Melikisin…
5-) İyyaKE na’budu VE iyyaKE nesta’iyn;
Sadece sana kulluk ederiz ve bunun farkındalığı için yardımını niyaz ederiz. (El Esmâ ül Hüsnâ anlamlarını açığa çıkarmak suretiyle tüm yaratılmışlar olarak sana kulluk etmekteyiz ve bunun farkındalığına ermemiz için yardımını isteriz.)
Her an beynin bilincini oluşturuyor. Her an beynin bedenine komutlar gönderiyor. Her an bilincin beynine kulluk ediyor. Bilincin beynine, beynin kuantum potansiyele kulluk halinde. Kuantum potansiyelden manalarının açığa çıkışına beynin, beyninin değerlendirip açığa çıkarmasına da bilincin muhtaç. İşte bilincin bunu farketmesi ve itirafı kendini şuurdan ayrı bir varlık görmemesini sağlar.
Bu şu demek. Bilincinde, zihninde açığa çıkan her düşünce her idrak beynin tarafından oluşturuluyor. Beynin kendisine gelen manaları çözüyor ve bilincinde açığa çıkarıyor. Dolayısıyla zihnin bir sahne . Kuantum potansiyel ve beyin tarafından yazılıp oynanan oyunun sergilendiği bir sahne. Oyunu da oyuncuları da sen yarattın izlemek eğlenmek için. Bazen gaflete düşüp oyunu gerçek sanıyorsun. Kendini öz varlığından ayırıp oyundaki oyuncu oluyorsun. Zihnindeki görüntülerin, ben dediklerinin hayalden ibaret olduğunu farket. Her daim bunu farket ki secdede olasın…
Bilinç bunu farkettiği anda duasını da eder zaten. Sadece hayal olduğunun, gerçek ben olmadığının farkındalığının devamı için dua eder….
6-) İhdinasSıratal’müstakıym;
Bizi sırat-ı müstakime (Hakikate erdiren yola) hidâyet et.
Allah dilemedikçe sen dileyemezsn. İster ayrı varlığım ben yukarıda Tanrım var de , ister hakikatim Hakkım varlığı de. İstersen sen hiç varolmadığını bil sende konuşan Hak olsun.Her durumda sen zaten O ‘sun. Değişen senin bakışın. Allah indinde değişen birşey yok. Dua etsen de eden O, etmesen de etmeyen O. Alemler alemleri, frekanslar frekansları oluşturuyor. Beynin hayatına yön veriyor. Duruşun bakışın, hayalin senin duan. Hakikatini yaşamak istiyorsa bilincin istemek zorunda ki şuur hakikatini zaten yaşıyordur şuur dua etmez …
Sen hala bilincinle yaşıyor hareket ediyorsan, hakikat yaşantısı ortaya çıkmadıysa bir istek arzu çıkmalı. Yaşayacaksan eğer…Bilinç şuurdan ya da sen özünden bunu isteyeceksin ki, oluşsun. Beni hakikate erdiren yola hidayet et demek durumunda bilincin. Tüm düşüncelerimiz, tefekkürümüz, ilmimiz bilincimizde mevcut. Şuur zaten kuantum potansiyel. Düşünüyoruz, tefekkür ediyoruz. Ama hakikati yaşamıyoruz. Bilinç bilgiyi hakikat sanmamalı. Duasını etmeli ve hakikat yaşamını şuurdan istemeli.
.Bilincin hakikati istemesi yokluğunun itirafıdır.
Secde halinde yani yokluğunu itiraf halindeyken yapılan duanın kabul olmaması mümkün değil.Zihnin pişmanlığı ve istiğfarı aslında tüm kayıtlarını tespit etmesi, her tespit edişteki pişmanlığı zihni aradan çıkarıp şuuru devreye sokması ve bu alt frekans gruplarını formatlamasıdır. Çıkan enerji de gözyaşı olur akar gözlerinden kişinin
7-) Sıratalleziyne en’amte aleyhim;
Ki o, in’amda bulunduklarının (nefslerinin hakikati olan Allâh Esmâ’sına iman edip, ondaki kuvvelerin farkındalığını yaşayanların) yoluna…
Ğayril’mağdubi aleyhim;
Gazabına uğrayanların (âlemlerin ve nefsinin hakikatini göremeyip benlikleriyle kayıtlananların)
Ve laddaaalliyn;
Ve (Hakikatten – Vâhid-ül AHAD üs Samed olan Allâh ismiyle işaret edilen, anlayışından) saparak şirk koşanların yoluna değil
Allah her daim varlığımızda, tüm evrende O’ndan gayrısının olmadığını idrak ettirsin. Ben dediğinde birimsel varlığını da kastetsen , Hakiki varlığını da bilsen BEN diyenin O olduğunu, O’ndan başka bir varlığın BEN diyemeyeceğini farkettirsin.
Bunları yazan da,
Dinleyen okuyan da O
Varlığını teslim edip
Kendi gözüyle seyreden
Kendi diliyle söyleyen de O
Sende O BEN diyen,
Sen yine BEN de ama,
Bunu unutma BEN derken
Ne gayrı, ne kayıtlı
Kafan mı karıştı
Kalbinde buldun mu,
Fuadında hissettin mi ?
İşte bak sende sensizliği dileyen de O
Bilmem anlatabildim mi
Allahu Ekber…..
Son Yorumlar