Şimdi Ne Yapıyor?

Mehmet Doğramacı
Bağdat şehrine gelen inançsız bir bilgin: “Kim bana Allah’ın varlığını ispat edebilir?” diye sorunca, halk dini sahadaki derinliği ve hayatın içinden akıllı- mantıklı çözümlemeleri ile bilinen İmamı Azam Ebu Hanife’yi önerir. Adam Ebu Hanife ile halk huzurunda münazaraya girişir.
Her soruda aldığı harika cevaplarla git gide fikir çatısının çöktüğünü gören adam son bir hamle ile kendini kurtarmak ve aklı sıra imamı çıkmaza sokmak üzere altından kalkılması güç bir soru yöneltir:
- Peki kabul ediyorum ki ALLAH vardır. O’nun görünmediğini de anladım. Öyle ise bu gözümüzle göremediğimiz ve varlığına aklımızla inandığımız ALLAH şimdi ne yapıyor?
“Bu sorunuz da çok kolay” demiş İmam-ı Azam. “Ama cevabı sizin oturduğunuz kürsüden vermek isterim, iner misiniz aşağıya?…”
Adam oldukça şaşkın vaziyette kalkmış oturduğu yüksek kürsüden ve inmiş aşağıya. İmam-ı Azam çıkmış ve kurulmuş adamın boşalttığı yere. Şöyle bir etrafı ve kendisine şaşkın şaşkın bakan adamı süzdükten sonra şunları söylemiş:
– ALLAH, şimdi senin gibi inançsız bir adamı bu kürsüden aşağı indirdi ve yerine de benim gibi imanlı birini oturttu…
***
Çoğunuzun bildiği bu tartışmanın farklı versiyonları Bektaşi söylencelerinde de mevcuttur.
Bizim için Ebu Hanife’nin son hareketi ve son cevabı inançsız birini halk huzurunda alt etmenin, aklı- mantığı ve ilmi çok iyi birleştirmenin ötesinde derin anlamlar saklıyor. Ne var ki, bunun anlatımı da açıklaması da, tahlili de henüz güç görünüyor.
Açıklayacak olan; “deli” yada “zındık” damgasını, “sıyırmış” yaftasını yemeyi göze alsa da yeterince anlaşılıp gereğince değerlendirileceğinden emin olmadığı için sadece nakledip geçiyor. Çünkü, hakikati anlaşılıp hakkınca değerlendirilmediği sürece gerçeği paylaşmak; en basit tasvirle demirciler çarşısında altına paha aramak kadar tuhaf ve saçmadır.
…
Sevgili Dostlar;
2001 yılından bu yana çeşitli sitelerde editörlerin bize tanıdıkları imkân ve hoş görü sayesinde sizlerle görüş ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Haftalık makalelerin yanı sıra son beş yıla sığan beş kitap; bize sunulan imkân, sizlerin gönül desteği ve dualarınızın eseridir. Bu çerçevede, yazılarımız için köşe ayıran ve her zaman destek veren www.tasavvuf.gen.tr , www.sufizm.gen.tr http://tefekkur.sufizm.com/ sitelerinin kıymetli editörlerine en içten şükranlarımızı sunmayı bir görev biliyoruz.
Tasavvufi hakikatler konusunda “Ehliyet” yada “Tecrübe” iddiamız hiç olmamıştır. Bizden önce bu işe girişen büyükler, ehil zatlar ve düşünürlere saygımız hepinizin malumudur. Yazılarımız bir “öğretmenin ders notları” değil, bu yolda daima haddini ve yerini bilen bir “öğrencinin çalışma güncesi” dir.
Hakikati İdrak etmenin “kavram edebiyatı yapmak”, derin tefekkürün “bilgileri yan yana dizmek” olarak algılanmasına başından beri katılmadığımız için yola çıktığımız andan bu yana kavram salatası yapmak ve okur üstüne bilgi boca etmekten uzak durarak HAYATIN İÇİNDE- YAŞANILIR BİR TASAVVUF anlayışı ve yaklaşımı ana şiarımız oldu. Bu çerçevede bazen okuyanların “Basit” bulacağı tarzda günlük hayatın içinde kalarak yazmaya, en zor anlamları dahi yaşanmış sahne ve olaylarla deşifre etmeye gayret ettik.
Ötelenen algılamalar, beriye; öze taşıma adına kavramlara hapsedilen tahliller, okuma sanrısı içinde bilgi cambazlığına dönüşen izahlar yerini bilimin açtığı yeni düşünce ve değerlendirme alanına terk ediyor.
Yukarıya aldığımız İmamı Azamdan sâdır olan bakış açısı ve değerlendirmenin dahi “kendimizde mevcut mekanizması” yeni dönemin bilgileri ile çok net ortaya konmak üzere.
İnsanlık Âleminin düşünce ve bilim başta olmak üzere hemen her sahada büyük dönüşümlere ışık hızıyla koştuğu bu süreçte kendini gerçek manada kurtaranlar; hiç şüphesiz ALLAH kavramının hakikatini MUHAMMEDÎ eksende çözümleyerek bunun yaşamını KULLUK planında ortaya koyanlar olacaktır.
Yaşanan son bilimsel gelişmeler, Ehlullahtan yansıyan yeni ışıklar, kendimizi yeniden inşa etmek üzere yoğunlaşmamız gerektiğini gayet açık biçimde hissettirirken yayın anlamında bir uzlet- kendini gözden geçirme süreci yaşamamızı lüzumlu kılmıştır. Bunun hepimize kolaylaşması, gerçeğinin hazmıyla yaşanması en büyük niyazımızdır.
Bu manada bize anlayış göstereceğinizi umarak sizlerden müsaade almayı uygun gördük.
Dualarımızda olduğunuzu bildirir, dualarınızda yer almak isteriz.
Şayet bizim yazılarımızdan, kitaplarımızdan yansıyan bir idrak; sizi Din Gerçeğini sorgulamaya taşımışsa şunu biliniz ki bu; bizim çabamızın eseri değil, başta “Ehli” diyerek yazılarımızda kendisine şükran ifade etmeye çalıştığımız zatın ve ona paralel olarak bizim fikir dünyamızı geliştirenlerin eseridir. O nedenle şükrünüz de şükranınız da onlara olsun!…
Şükür ve şükranın en güzel ifadesinin kişilere dille teşekkürden öte, onların bakış açıları ve izahlarını yaşama geçirmek olduğunu bilmem sizlere hatırlatmaya gerek var mı?…
Selam; Yaşamımız Olsun.
Mehmet DOĞRAMACI
22.06.2010 İstanbul








Son Yapılan Yorumlar