Sosyal Medyada Tasavvuf

FacebookTwitterRSSYoutube

76 – İnsan Sûresi

SÛRE HAKKINDA ÖZET BİLGİ

İnsan Sûresi, Medine-i Münevvere’de tüm sûreler itibarıyla 90. veya 99.sırada nazıl olduğu rivayet edilir… 23.ayetten itibaren Mekke-i Mükerreme’de indiği de rivayet edilir… 31 ayettir… Adını, ilk ayetindeki “el-İnsan” kelimesinden alır… Yine ilk ayetindeki “ed-Dehr”den dolayı “Dehr” sûresi, 5.ayetinden dolayı “Ebrar” sûresi de denilir… Bu sûrenin kısmen Hz.Ali r.a. hakkında nazıl olduğu da rivayet edilir (ayet: 8?)…

İnsan Sûresinde: Dehr boyutu ve insan’ın orijini… İnsan’ın yaratılış tavırlarındaki terbiye süreci… Şükür-küfür… Ebrar… Kafur… Ahde vefa… İ’sar-Öz sevgisi… Güneş ve Zemherir… Zencebiyl… Şerab’en Tahura… Secde ve tesbih ilişkisi… Dileyen Allah’dır… Allah dilediğini tasavvufa sokar,… gibi bir çok önemli konu açıklanıyor…

AYETLERİN MÂNÂSI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHIYM

1-) Hel eta alel’İnsani hıynün mined Dehri lem yekün şey’en mezkûra;
İnsan üzerinden, (kendisinin onda) anılır bir şey olmadığı halde, Dehr’den bir hıyn (belli olmayan bir zaman, süreç) geçmedi mi?.

2-) İnna halaknel’İnsane min nutfetin emşac* nebteliyhi fece’alnahu Semiy’an Basıyra;
Muhakkak ki biz insanı, onu ibtila ederek (herbir boyutta belalarla deneyerek; terbiye ile gayeye yönlendirerek) karışık bir nutfe’den (insan sûretinde ruh sahibi bir varlık) yarattık da onu Semi’, Basıyr kıldık.

3-) İnna hedeynahussebiyle imma şakiren ve imma kefura;
Muhakkak ki biz ona o yolu (nefsinden zatına giden yolu) hidayet ettik (küfür ile iman’ı, Hak ile batılı beyan ettik; nitekim işitir, görür, akleder kıldık; hatta yol kendisidir?)… Ya şükredici olur (Rabbini değerlendirir) ya küfr (gerçeği red) edici (nankör, perdeli olur).

4-) İnna a’tedna lilkafiriyne selasile ve ağlalen ve se’ıyra;
Muhakkak ki biz kafirler için silsileler (zincirler), ağlal (halkalar, bağlar, kayıtlar) ve Saiyr (alevli ateş) hazırladık.

5-) İnnel’Ebrare yeşrebune min ke’sin kâne mizacuha kâfura;
Muhakkak ki Ebrar (iyiler, yakınlık istidadı-fiili sahipleri), mizacı (karışımı, özelliği) kafur olan bir kase’den içerler.

6-) Aynen yeşrebu Biha ‘ıbadullahi yufecciruneha tefciyra;
 (O kafur), Allah kulları’nın (kendi özlerinden dranaj edip) fışkırtıp akıttıkları halde onu (B sırrınca) içtiği bir kaynaktır.

7-) Yufune Binnezri ve yehafune yevmen kâne şerruhu müstetıyra;
 (O Ebrar) nezri (B sırrınca) ifa ederler (adaklarını-ahdlerini tam yerine getirirler) ve şerri yaygın (yayılıp giden) bir günden korkarlar.

8-) Ve yut’ımunetta’ame ‘alâ hubbiHİ miskiynen ve yetiymen ve esiyra;
Onun sevgisi üzere iken yemeği miskin’e (yoksula), yetim’e ve esir’e yedirirler.

9-) İnnema nut’ımuküm livechillahi la nuriydu minküm cezaen ve la şükûra;
 “Yalnızca Vechullah için sizi yediriyoruz… Sizden ne bir ceza (karşılık) ve ne de bir şükür (teşekkür, övgü) dilemiyoruz”.

10-) İnna nehafu min Rabbina yevmen ‘abusen kamtariyra;
 “Muhakkak ki biz Rabbimizden, çok çatık kaşlı (gadaplı) ve çok çetin/sert/uzun bir günden (dolayı) korkarız” (derler, düşünürler).

11-) Fevekahumullahu şerre zâlikelyevmi ve lakkahüm nadreten ve sürura;
Bundan dolayı Allah, işte o günün şerrinden onları korudu ve onlara bir parlaklık (nur, ni’met) ve sürur verdi.

12-) Ve cezahüm Bima saberu cenneten ve hariyra;
Sabretmelerine mukabil (B sırrınca, sabırları ile) onları cennet ve harir (ipek) ile cezalandırdı.

13-) Müttekiiyne fiyha ‘alel’eraiki, la yeravne fiyha Şemsen ve la zemheriyra;
Orada koltuklar üzerine yaslananlar olarak… Orada ne güneş (sıcağı) görürler ve ne de zemherir (uzay soğuğu).

14-) Ve daniyeten ‘aleyhim zılaluha ve züllilet kutufuha tezliyla;
Onun gölgeleri (rahmeti) üzerlerine yakın, onun devşirilenleri (meyvaları, ma’rifetleri) ise boyun eğdirilmiş haldedir.

15-) Ve yutafu ‘aleyhim Bianiyetin min fıddatin ve ekvabin kânet kavariyra;
Gümüşten kablar ve billur (şeffaf) testiler (B gerçeğince) tavaf ettirilir (dolaştırılır) üstlerinde.

16-) Kavariyre min fıddatin kadderuha takdiyra;
Miktarlarını kendilerinin takdir ettiği (?) gümüş’ten billur kadehlerdir (o şeffaf testiler).

17-) Ve yuskavne fiyha ke’sen kâne mizacuha zencebiyla;
Orada (onlar) mizacı (karışımı, özelliği) Zencebiyl (zencefil; cennet pınarlarından biri; Öz arzusu) olan bir kase (den) içirilirler (suvarılırlar).

18-) ‘Aynen fiyha tüsemma selsebiyla;
(Zencebiyl), orada “Selsebiyl” (tatlı ve içimi kolay-zevkli şarab) diye isimlendirilen bir kaynaktır (cennet pınarlarından biri; vahdet sarhoşluğu veren şarab?).

19-) Ve yetufu ‘aleyhim vildanun muhalledun* iza raeytehüm hasibtehüm lü’lüen mensura;
Üstlerinde (çevrelerinde) ebedi kılınmış (ölümsüz) vildan (veliyd’ler, genç-zinde hizmetçiler; kuvveler) tavaf eder/dolaşır… Onları gördüğünde, kendilerini saçılmış inci sanırsın.

20-) Ve iza raeyte semme raeyte ne’ıymen ve mülken kebiyra;
Oraya (cennet’e) baktığında (her nereye baksan), (salt) ni’met ve büyük bir mülk görürsün.

21-) ‘Aliyehüm siyabu sündüsin hudrun ve istebrakun, ve hullu esavire min fiddatin, ve sekahüm Rabbuhüm şeraben tahura;
Üzerlerinde yeşil sündüs (ince-latif ipek)’ten ve atlas-kalın ipek’ten elbiseler vardır… Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir… Rableri onlara şarab’en tahura (gayrı-varlık kirinden arı, temiz şarab) içirmiştir.

22-) İnne hazâ kâne leküm cezaen ve kâne sa’yuküm meşkûra;
Muhakkak ki bu sizin için bir ceza (karşılık, ödül) dır… Sa’yiniz (amaçlı gayretiniz, imanlı çalışmalarınız) meşkur oldu (hiç zayi olmadı, tam değerlendi, kabul oldu).

23-) İnna nahnu nezzelna ‘aleykel Kur’âne tenziyla;
Muhakkak ki biz, evet biz Kur’anı (Zati ilmi), senin üzerine tenziyl ettik (tafsile indirdik) !.

24-) Fasbir lihükmi Rabbike ve la tutı’ minhüm asimen ev kefura;
O halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkara yahut ziyadesiyle gerçeği örten-çok nanköre itaat etme!.

25-) Vezkurisme Rabbike bükreten ve asıyla;
Sabah-akşam Rabbinin ismini zikret!.

26-) Ve minelleyli fescud leHU ve sebbıhHU leylen taviyla;
Gecenin ba’zında (gece’den bir kısmında) da O’nun için secde et ve O’nu geceleyin uzun bir tesbih ile tesbih (tenzih) et.

27-) İnne haülai yuhıbbunel’acilete ve yezerune veraehüm yevmen sekıyla;
Muhakkak ki bunlar, acile’yi (acele-hemen-peşin-göz önünde olanı, dünyayı) seviyorlar ve arkalarında olan (göremedikleri) ağır (lığı olan) bir günü bırakıyorlar.

28-) Nahnu halaknahüm ve şededna esrehüm ve iza şi’na beddelna emsalehüm tebdiyla;
Onları biz yarattık ve onların esr’lerini (yaratılışlarını, bağlarını) güçlü kıldık… Dilediğimiz vakit te onların benzerleri ile tebdil ederiz (değiştiririz).

29-) İnne hazihi tezkiretun, femen şaettehaze ila Rabbihi sebiyla;
Muhakkak ki bu bir tezkire’dir (öğüt, hatırlatmadır)… Dileyen Rabbine (erdiren) bir yol edinir!.

30-) Ve ma teşaune illâ en yeşaAllah* innAllahe kâne Aliymen Hakiyma;
Allah dilemedikçe siz (O’nu) dileyemezsiniz… Muhakkak ki Allah Aliym’dir, Hakiym’dir.

31-) Yudhılu men yeşau fiy rahmetiHİ, vezzalimiyne e’adde lehüm ‘azâben eliyma;
(Allah) dilediğini Rahmetine (İslam’a, tasavvufa) sokar… Zalimlere gelince, (Allah) onlar için elim bir azab hazırlamıştır.

76 – İnsan Sûresi için yapılan yorumlar

  1. Mustafa UZ Cevapla

    20 Mart 2010 - 17:56

    Allah razı olsun kendinden razı ettiği kullarından eylesin inşaAllah…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>