KAYNAKTAN YARINA
Dünün değil, yarının seslenişine muhatap olmak, her kişinin değil nasipli kişinin takdiridir!.
Dündekilere dünü anlatmak için yaratılmış olanlar vardır. Böylece kulluklarını eda ederler..
Bugünkülere dünü anlatmak için yaratılmış olanlar vardır!. Onlar da bu görevlerini ifa ederek kulluklarını yerine getirirler..
Biz bu ikisinden de değiliz!
Biz, bugünküleri yarına taşımakla, kulluğumuzu eda etmeye çalışan bir Allah kuluyuz!.
Rasûlullah kıyâmete kadar geçerli olanı açıklamış ve bildirmiştir. Biz de kıyamete kadar geçerli olanın, yaşadığımız günden, yarınımıza dönük olanını, bildirildiği kadarıyla, paylaşmaya çalıştık bu güne kadar…
Hazreti Âli ‘nin sözü de zaten bu doğrultuya işaret etmektedir ki biz de Hazreti Âli’nin işaret ettiği doğrultuda bir gerçeğe hizmet etmeye çalıştık..
“Çocuklarınızı yaşadığınız güne değil, yaşayacakları güne göre yetiştiriniz!”
Evet biz, yıllarca yaptığımız çeşitli açıklamalarla, insanlığa “dün”ü değil, dünde anlatılanın yarına dönük yüzünü fark ettirmeye gayret ettik.
Bugün köyümüze(!) çekildik, yayın hayatından uzaklaştık; meydanı bugünküleri düne çekmeye çalışanlara boş bıraktık… Ta ki düşünebilen beyinler meydandakileri rahat değerlendirebilsinler diye…
Bu yüzden de açıklanabilecek pek çok şeyi açıklamaktan vazgeçtik!.
Dünün hikâyeleriyle avunmaktan zevk alıp, yeni bilgilere kapalı olan; bilimsel değerlendirmeleri bilim-kurgu kabul eden yaratılmışlara saygı duyduk… Dünyalarında mutlu olurlar inşallah…
Biline ki ardımızdan hatıra olarak kalacak bu sitede sizlere ulaştırılanlar iyi değerlendirilirse, dünün tekrarlarından meydana gelen birikintilerden kurtulunup; İSLÂM vadisinin engin okyanusuna ulaşılacaktır.
Rasûlullah aleyhisselâmın bildirdikleri, dünyada ne tür gelişmeler olursa olsun kıyâmete kadar değişmez ve değerini korur!. Bunun değerini fark edebilmek için, mutlaka, aşağıda anlatmaya çalıştığımız bakış açısı hakkında da bilgi sahibi olunması gerekmektedir.
YENİDEN İSLÂM DİNİ’Nİ SORGULAMAK
1400 küsur yıl önce anlatılan ve Hz. Âli devri sonunda saltanatlarla örtülüp, ancak Tasavvuf ile mecâzi – benzetme ve işaret yollu misallerle günümüze kadar ulaşan “Allah” ismi ile işaret edilenin yaratmış olduğu Sistem ve düzen (SÜNNETULLAH) ancak bugünün tüm ilmi ve teknolojik gelişmeleri incelenip, bu gelişmeler ışığı altında yeniden değerlendirilmek suretiyle, yeniden tüm insanlığı aydınlatan bir nur hâlinde parlayabilir.
Bunu gerçekleştirebilene ne mutlu!.
Size bir misâl vererek bu olayı farkettirmeye çalışayım…
Televizyonun ne olduğunu, nasıl çalıştığını, yayının-dalgaların-vericinin görüntüyü ekrana taşıma teknolojisini bilen biri olarak, bir anda 1000 sene öncesine ışınlansanız bir Afrika veya Uzakdoğu kabilesinin içine…
“Mecbursunuz o kabileye televizyonu ve çalışma mekanizmasını anlatmaya” denilse size… Düşünün bakalım nasıl anlatacaksınız?!.
Misâllerle, benzetmelerle, sembollerle ve işaretle belki!…
Bulacağınız misâller, benzetmeler, semboller, bugünün realitesi olan bilim ve teknolojiyi, çalışan mekânizmayı ne kadar anlatacak? O misâllerden yola çıkarak ne kadar algılayabileceksiniz TV teknolojisini?..
“Daha ne anlatayım, aklınızı kullanın, üzerinde düşünün bu misâllerin de ne anlatmak istediğimi algılamaya çalışın” demeyecek misiniz?
Kıyâmet öncesine kadar geleceği, olacakları ve yaşanacakları çeşitli açıklamalarında anlatan Allah Rasûlü de bugünün yaşantısındaki bir çok şeyi görmüş ve bunları benzetmelerle, misâllerle haber vermişti…
Bunlar, Kurân-ı Kerîm’de de yer almıştı; ama semboller, mecâzlar ve misâllerle!. Sonra da deniyordu ki o kıyâmete kadar geçerli muhteşem Kitap’ta: Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz size misâllerle anlattık pek çok şeyi; o misâllerle, işaretlerle anlatılanların üzerinde tefekkür etmeyecek misiniz?
Dikkat!.
Yukarıda anlattığım misâldeki üzere…
Misâl ve sembollerden yola çıkarak ASLA GERÇEĞİ GÖREMEZSİNİZ!. Belki böyle bir şeyin sadece varlığı hakkında kanâat sahibi olabilirsiniz.
Yapılması gereken iş…
Çağdaş modern bilim ve teknolojiyi çok iyi inceleyerek, bunların Kurân’da veya Allah Rasûlü Hz. Muhammed dilinde nasıl ifade edilmiş olduğunu araştırmaktır.
Yani somutun soyutta nasıl dillendirildiğini anlamaya çalışmaktır yapılacak iş!.
Hazreti MUHAMMED’den Hazreti ÂLİ’ye:
“Ya Âli… Herkes Allah’a bir yoldan yakin elde etmeye çalışır. SEN ALLAH’A AKLIYLA YAKÎN ELDE EDENLERDEN OL!”
Gökte bir tanrı olmayan “Allah” ismi ile de işaret edilmiş olanın yarattığı sistem ve düzen içinde açığa çıkan bilimsel gerçekler ve teknolojinin; 1400 küsûr yıl öncesinde nasıl dillendirildiğini fark etmek, bize “Müslümanlık” adıyla tanımlanan, anlamsız çağdışı yorumlarla bezenmiş anlatımlarından öte; SÜNNETULLAH’ın kıyâmete kadar geçerli yönünü farkettirecektir!.
Bu farkediş ise, akıl ehlinin kurtuluşu demektir!.
Çünkü akıl ehli, bu gerçekleri fark etmek suretiyle, İslâm Dini’ni daha iyi değerlendirmesi gerekliliğini anlayacak; yapacağı çalışmalarla da yaşamını ebedi hayatına dönük bir biçimde değerlendirme şansına sahip olacaktır!…
Bir kere daha tekrar edelim:
“Düne ait ne varsa dünde kaldı cancığazım!
Bugün artık yeni şeyler söylemek lâzım!.”
AHMED HULÛSİ
1 Ocak 2005
North Carolina, USA
Sesli Dinleyin
[MEDIA=31]
Son Yorumlar