Sosyal Medyada Tasavvuf

FacebookTwitterRSSYoutube

Sünnetullah ve beyin

Sıradan bir günde bir süre kendinizi ve beyninizin işleyiş biçimini gözlemleyin. Örneğin, benim de yaptığım gibi, küçük bir alışverişe giderken dahi… Alışveriş yapmak için nereyi tercih ettiğinize dikkat edin! İstediğiniz bir malı seçerken neleri gözettiğinize dikkat edin! Gidiş ve dönüşlerinizdeki tercihlerinize bakın… Veya örneğin bir otomobil satın alırken, bir tatile çıkarken, bir arkadaş seçerken…

Eğer objektif değerlendirmeyi başarabilirseniz, “beyninizin” tüm eylemlerinizde sürekli “güçlüyü” destekleyen seçimlerde bulunduğunu görebilirsiniz.

Önünüzdeki seçeneklerden imkânlarınız dahilindeki en iyi olanı aramakla veya en iyi olana yönelmekle, aslında beyniniz daha iyiyi yapabilmeyi başarabilmiş güçte olanı desteklemektedir. En iyi markaya yönelirken, beyniniz aslında pazarda en güçlü olabilmeyi başarmış olanı desteklemektedir. En kaliteliyi en ucuza seçerken dahi, bu nitelikte üretim yapabilmeyi başarabilecek kadar güçlü olanı desteklemektedir beyniniz. Teknolojiyi kullanırken, bir kitap veya film alırken, işlerinizi veya ekibinizi organize ederken yöneldiğinizi, arzu ettiklerinizi gözlemleyin! Beyin, siz bilincinde olmasanız da, daima gözönünde tuttuğu nitelikler bakımından güçlü olana yönelmektedir.
Beyin hiç bir zaman ulaşabileceğinin en iyisi dururken, ikinci iyiyi arzu etmez. Daima daha iyi hizmet verebileni, getirisi daha çok olanı, daha kullanışlı olanı, daha çok fayda sağlayabileni, daha zengini veya teknik özellikleri daha güçlü olanı istememiz, beynimizin bu işleyişinin sonucudur.

Tüm bunlarla da sürekli olarak her adımımızda aslında güçlü olmayı başarabilmiş olanı destekleriz. “Beynimiz” bu işleyişiyle, hiç bir zaman kötüden, başarısızdan, az faydalıdan, kalitesi düşükten ve en önemlisi “güçsüzden” yana olmaz!

Sayabileceğimiz sayısız konular arasından sadece birkaç örnekti bunlar. Ancak bunların ortaya koyduğu bir gerçek var: Biz farketmesek de, o anki farkındalığımız bunu göremeyip farklı tercihlerimiz var zannetse dahi, beynimiz daima güçten yana işleyen bir prensiple çalışmaktadır!

Bu durum, tüm canlılar aleminde ve doğa düzeninde dahi böyledir. Doğa güçten yanadır. Doğal seleksiyon dediğimiz fenomen de bu esasa dayanır; güçlü olan hayatta kalır.

Aslında bu suretle “beynin”, her zaman ve her halde sünnetullah diye tanımlanan ALLAH sistem ve düzenine tâbi olduğunu ve bunun gereğini yerine getirmekte olduğunu görmekteyiz. “Kur’an ve insan ikiz kardeştir” hadisinin bir anlamı da, beynin, evrensel sistem ve düzenin gereğini ortaya koyan bir konfigürasyona sahip olmasıdır. Çünkü beyin, “sünnetullah” adı altında açığa çıkan ALLAH isimlerinin özelliklerinin ortaya konduğu, yaşandığı, gözlendiği mahâldir. O isimlerden biri de mutlak güç ve kudretin kendisi anlamına “Kadir”dir. Buna karşın, ALLAH ismiyle işaret edilene ait, “aciz, muhtaç” diye bir isim yoktur.

Güç konusunda olduğu gibi her konuda, her ismin mânâsı yönünden beyin kesintisiz biçimde sünnetullahın gereğini ortaya koymaktadır. Ancak biz, çoğu zaman yetersiz farkındalığımız sebebiyle beynimizin çalışma sistemini ve mekanizmasını anlayamamakta, bundan dolayı da beynimizin bu temel işleyişinin düşünce ve davranışlarımızı nasıl oluşturduğunu fark edemeden yaşamaktayız. Bunun sebebi nedir? Burası sorgulamaya değer önemli bir incelik sanırım. Yahut, bazı zamanlarda güçlüden yana olmayıp ta, güçsüzden yana olmayı arzulama durumuna düşmemizin, yahut güçsüzden yanaymışız gibi sanmamızın sebebi nedir?

Bu konuyu araştırın, sevdiklerinizle ve yakınlarınızla sorgulayıp tartışın. Benim, eşimden aldığım şu cevap isabetliydi: “Duygularımız ve şartlanmalarımızın yönlendirmesiyle karar aldığımız zaman, ALLAH sünnetini değerlendirebilen bakış açısını kaybetmekteyiz.” Bir bakıma, duygularımız ve şartlanmalara dayalı yargılarla bakışımız, “beynimizin” çalışma sistemini âdeta örtmekte, onun işleyiş mekanizmasını görmemizi engellemekte ve sonuçta da sistemi hesaba katamayan düşünce ve davranışlara yöneltmektedir bizi…

Bu arada hatırınıza şu gelebilir: Peki, Allah mazlumdan yanadır, deniyor. Veya biz, bazı zamanlarda, aldığımız ilim gereği muhtaca yardım etmek istiyoruz. Bunları nasıl açıklarız?..

Aslında bunlar da aynı kapsamda. Duygularımıza ve toplumsal şartlanmalarımıza göre yargılamayı aşabilirsek görebiliriz. İsterseniz bunu yakınlarınızla tartışın.

Sünnetullah ve beyin için toplam 2 yorum yapmış

  1. elifasya Cevapla

    02 Aralık 2009 - 11:22

    ALLAH tabiki mazlumdan yana,sen mazlumdan yanasın ya.

  2. hakan davut kaplan Cevapla

    17 Şubat 2011 - 17:47

    Mazlum sen ol zulme bir uğrada bak bakalım
    Allah Allah diye yalvarırken güçlü gününü gün ederken sen çileyi çekte görelim bakalım böyle dermisin.Allah kimsesizlerin kimsesi zavallıların velisi sahibi muhtaçların yardımcısıdır.Allah cömerttir herkese yeticek nimeti yeryüzüne yollamış.Bugün bütün dünya ülkelerinin gayrisafimillihasılalarını toplayıp sonrada bunu dünya nüfusuna bölebilsek bakalım aç açıkta yoksul insan kalırmı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>