Sosyal Medyada Tasavvuf

FacebookTwitterRSSYoutube

Sırrın özü: Dua

Duanın, ötedekinden talepte bulunmak değil, “özündeki güçleri ortaya çıkarmak” olduğunu ilk kez açıklayan, 1991 yılında yazılmış web sitemizdeki Dua ve Zikir isimli kitaptan:

“Duanın oluşmasını sağlayan ana güç, insana dışarıdan gelmeyip, tamamıyla, insanın varlığında mevcût olan Allah isimlerinin manevî gücünden ortaya çıkmaktadır.

Kısacası dua, kişinin kendindeki ilahî güçler eşliğinde isteklerini gerçekleştirme faâliyetidir.

Rasûlullah Muhammed Mustafa aleyhisselâm şöyle bir açıklama getiriyor “dua” konusuna:

“Dua ibadetin özüdür.”

Elbette ki duanın bir tekniği ve bilimsel açıklaması vardır.

Duanın gerçekleşmesinde en önemli faktör, kişinin kendisini aradan çıkartarak; dilinde duayı okuyan, beyninde o talebi oluşturan olarak Hakk’ın kalmasıdır. Bu takdirde: “O bir şeyin olmasını dilerse, ol der, ve o şey olur.”

Dua edilecek konuda mutlaka ısrarlı olunmalı ve istenilen şeyin olabildiğince ölümötesi hayatımıza dönük ve yararlı olmasına özellikle dikkat edilmelidir. Zira, yanlış bir istek ile kendi kendimizi büyük ölçüde yaralamış olabiliriz. Elektriği, çok yararlı şekilde kullanabildiğimiz gibi, kendimizi yaralamak ve hatta öldürmek içinde yanlış bir şekilde kullanmak mümkündür..

Duayı güçlendiren önemli bir faktör, dua anında kişinin şuûrunun, vehim tasarrufundan uzak kalmasıdır. Ve bu hâl de, secde yani, benlik kavramının kalktığı bir hâldir. Nitekim bu konuda bizi uyaran Hazreti Rasûl aleyhisselâm, “şeksiz – şüphesiz, kabûl olacağından emin olunarak dua edilmesini” tavsiye etmiştir.

Dua konusundaki bir hadîs-i kudsî şöyle:

“Ey âdem oğlu, dua senden icabet benden; istiğfar senden, bağışlamak benden; tövbe senden, kabul etmek benden; şükür senden, fazlasıyla vermek benden; sabır senden, yardım benden… Ne istedin ki benden sana vermedim!”

İşte bu hadîsi kudsîyi destekleyen ayet-i kerîme:

“Bana dua edin, icabet edeyim.”

Dua ederken, o duanızın kesinlikle kabul göreceğini düşünürseniz, biliniz ki mutlaka isteğiniz meydana gelecektir!..

Bunun için şöyle denmiştir: “Bir şeyi istemek, ona nâil olmak demektir; Zira Allahu Tealâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez.”

Esasen dua etmek söz konusu olduğunda, bir şey isteyeceğimizde hemen şu âyet-i kerîmeyi hatırlamamız gerekmektedir:

“Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz!”

Yani, sizde ortaya çıkan bu istek, gerçekte Allah istemiş olduğu için sizde ortaya çıkmaktadır!.. Eğer, Allâh istememiş olsaydı, siz dahi o şeyi isteyemezdiniz.

Dua, insanın varlığındaki ilahî gücün ortaya çıkartılması tekniğinden başka bir şey değildir! Bu sebeptendir ki; insan, tam bir konsantrasyon ile dua edebildiği anda, imkânsızmış gibi görünen pek çok şeyin gerçekleştiğini farkedebilir.

Dua, varlığındaki, benliğindeki, nefsindeki ALLAH’a ait güç ile tahakkuk yoludur. Öyle ise, bu silâhı ne derece bilinçli olarak ve yerinde kullanma imkânına sahip olursak, o derece düşmanlarımızdan korunabilir; isteklerimizi gerçekleştirebilir; ve dahi Allah’a yakîn elde edebiliriz.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>