Ötede bir tanrı olmadığını kabul edebilmek!..
Ötede bir tanrı olmadığını kabul edebilmek!.. Bu noktanın üzerinde neden bu kadar çok duruyoruz?
Doğrusu, üzerinde ne kadar durulsa yine de yetmez; çünkü tanrısız olabilmek dünyanın en zor işi gibi görünüyor!
Günümüzde maalesef sadece Müslüman toplumlar değil, okumuşundan cahiline dünya nüfusunun büyük çoğunluğu, toplumsal şartlanmalarıyla varsaydıkları ve inandıkları “yukarıdaki tanrı” hayalinin ötesinde (ve hatta tanrı kavramını tamamıyla ortadan kaldıran), Hazreti Muhammed aleyhisselâmın “ALLAH” ismiyle dillendirmiş olduğu bir evrensel gerçekliğin olabileceğine henüz ihtimal dahi verebilir durumda değillerdir! Hayal edip inandıkları tanrı anlayışının, Hazreti Muhammed’in bildirdiği “AHAD olan ALLAH” bilindiğinde sözkonusu olamayacağı gerçeğini maalesef henüz daha bir ihtimal olarak dahi görememektedirler…
Çoğu, kendi yaşadıkları yöresel örf ve adetleriyle harmanlanmış tapınma biçimlerine “din” diye öylesine kilitlenmişler ki, bunun ötesinde, Hazreti Muhammed aleyhisselamın yaşam SİSTEMİ anlamına dile getirdiği “DİN’in” var olabileceğini ihtimal olarak dahi tanımamaktadırlar.
devamı…
Bunun da ötesinde, DİN’in, aslen sınırsız bir “bilinç” olan insanın beş duyuyla yeryüzünde varoluşunun amacını açıklamakta olduğu düşüncesinden çok çok uzaktadırlar…
Kısacası, bilmediklerini bilememektedirler!
Üstüne üstlük, bu şartlanılmış inançları “DİN” zannedenler ile bunlara geçit vermek istemeyenler arasında tamamen yanlış algılama zemininde sürdürülen zıtlaşmalar, çatışmalar, rahatsızlıklar sebebiyle, yanlış yönlendirmeler daha da güçlenmekte ve kitlesel boyutlarda kilitlenmeler yaşanmaktadır…
Örf ve adet niteliğindeki inanç düzeyinin ötesinde, yaşam sistemi anlamındaki İslâm adıyla bildirilmiş DİN anlayışına, geleneksel cami hocaları, dinadamları vs. şöyle dursun, ne yazık ki henüz konunun profesörleri dahi büyük çoğunlukla ulaşabilmiş değillerdir. Ve dolayısıyla, bu birikimden yoksun dinadamlarından(!), mevkilerden, ünvanlardan, kurumlardan doğru yönde bir anlayış reformunun gerçekleşmesini beklemek hayaldir ve aslında bu sadece süregiden yanlış yönlendirmelere seyirci kalmaktır.
Eğer gerçekten bugünün dünyasında yaşıyor ve mecazın nerede bitip hakikatın nerede başladığını görebiliyorsak, bilmemiz gerekir:
Tapınılan tanrı hiç varolmamıştır; tapınılacak bir tanrı yoktur!
Tapınmaları kabul edecek bir tanrı yoktur!
Tanrının yapılanı kabul edip-etmemesi diye birşey yoktur!
Tanrı için birşey yapmak hayaldir!
Tanrıya rağmen birşey yapmak hayaldir!
Tanrının emirleri diye birşey yoktur! Tanrı kitap göndermemiştir; tanrı peygamber göndermemiştir!
Tanrıya asi olmak diye birşeyin gerçekliği yoktur! Tanrı cezalandırmaz; tanrı ödüllendirmez!
Tanrının yolunda yürümek boş bir hayaldir!
Tanrıyı sevmek, tanrıdan dilemek, tanrıya yakarmak, boşuna uğraşlardır!
Tanrıya güvenmek, tanrıdan beklemek boşuna bir iştir!
Tanrıyı düşünmek, tanrıya ermek, boş hayallerdir!
Tanrı, başlı başına bir yanılgı, bir yanlış anlama, bir yanlış algılamadır!
Ve tanrı, ALLAH’ı bilmenin önündeki en büyük engeldir!
Ve tanrı, ismi ALLAH olanın ne olduğunu öğrenmemenin cezasıdır!
Son Yorumlar