Sosyal Medyada Tasavvuf

FacebookTwitterRSSYoutube

Geleceğin Tarihi: İsrail Türkiye’ye komşu olacak

Ahmed Bâki

Geleceğin Tarihi’ni duymuş muydunuz? Olmuş bitmişin ve yazılmışların deşifresi…

Birinci Körfez Savaşı’nın, Türkiye’nin ilk özel TV kanalından günü gününe yayınlandığı zamanlardı. ABD, Suudi Arabistan’daki üslerinden kalkan uçakları ve attığı füzelerle Irak’ı vurarak, karşısındaki tüm direnişi kırmayı sürdürmekteydi. Akabinde gelecek kara harekâtı sayesinde Saddam’ın yok edileceğinden, Irak’ta yeni bir yönetim kurulacağından sıkça sözediliyordu.

O sıralarda Aksaçlı Bilge, zaman zaman “Geleceğin Tarihi”nden pasajlar okumaktaydı merakımıza karşılık… O günkü aydınlarımız hep bir ağızdan birilerinin sonu yakın derken, Geleceğin Tarihi’nde “Saddam ile Kaddafi’nin görevlerinin henüz bitmediği” belirtiliyordu… Nitekim gerçekten de o gün beklenen sonlar gelmedi ve uzun yıllar sonra yeniden sahnede yerlerini almaya başladı eski aktörler…

Şu beş duyu dünyasında ne tür yapılanmalar var, kim neyi hangi güçle yapıyor, daha bunlardan habersiziz! Bunu bilince sormadan edemiyor insan:

Nerde kaldı, beş duyu ötesinde olup bitenleri farkedip değerlendirebilmek!..

devamı…

Olaylar olup bittikten sonra, görebildiği kadarından tahmin yürüterek geleceğe dönük sonuçlar çıkarmaya çalışan aydınlarıyla tanınan bir toplumda yaşıyoruz… Teorisyenlik, stratejistlik, senaristlik, sistem mühendisliği türünden işler, oturum yapıp havanda su dövmekten ibaret gibi… Trajikomik olan ise şu: Herşeyi önceden kestirmeye ve de bilmiş gibi ahkâm kesmeye meraklıyız ama, sürekli de hiç mi hiç tahmin etmediğimiz acayip durumlarda buluyoruz kendimizi…

“Aydınım” demek kolay, ama aydın olmak, hele hele aydınlatabilmek, Allah lütfuna mazhar olanlara nasip sadece! Büyüklerimiz “münevver” derlermiş, nurlu, “nur” saçan anlamına… Buradaki nur, maddeyi aşan, madde ötesi yapıdaki “aydınlık” kaynağıdır.

Madde ötesi konu olunca, pek çok kimsenin aklına hemen cinler, uzaylılar, vs. gelmekte. Hayır, onları kastetmiyorum. Maddenin özüne, aslına, orijinine, yani “mânâ yapıya”, yani maddeyi meydana çıkaran “bilince” işaret ediyorum.

Mânâyı bilmektir mühim olan! Nurun aydınlığı mânâ yapıdadır. Evrenin aslı ve orijini de mânâ yapıdır! Madde aleminde ortaya çıkan herşey mânâdan kaynaklanır, Allah Esması dediğimiz mânâ boyutundan alır orijinini… Orada olanlardır dünyada çıkan ortaya, “zaman” dediğimiz oluşun seyrinde… Allah iradesiyle! Bu kadarını anlayamayanlara, biraz modern bilime, kuantum fiziğine falan göz atmalarını tavsiye ederiz!

Varlığın derûnunda, özünde, öylesine mânâ boyutları, bilinç boyutları sözkonusudur ki, o boyutlarda, içinde yaşadığımız evren düzeyinde “yaşanmakta olanlar” ve de “yaşanacaklar”, “olmuş ve bitmiş” hükmündedir. Hatta, geçmiş ve gelecek, öncesi ve sonrası olmayan tek andadır…

Neyse, konumuzu dağıtmayalım… Bu konuda daha fazla bilgi isteyenler Holografik Bakış kitabından ilgili bölümleri okuyabilirler.

İşte o bahsettiğim “Geleceğin Tarihi”, mânâ boyutunda, evrensel bilinç düzeyinde varlığa bakabilen gerçek “münevver”, öze eren “aydınların” gördüklerinin yazıldığı bir kitap… Sahi, Geleceğin Tarihi’nden öğrendiğim başka şeyler de vardı. Mesela onlardan birisi, yakın gelecekte “İsrail ile Türkiye’nin komşu olacağı…” Nasıl mı? Bunu “zaman” gösterecek! Bir başkası: “Rusya’nın güçlenip ABD’ye kafa tutacağı, hatta Avrupa’nın fatihi olacağı…”

Bunları etrafta pek duymazsınız, ama çok değil, gelecek birkaç yıl içinde ömrü olanlar görecek büyük fırtınaları… Zira, kara bulutlar iyice çöktü; boşalmaları yakın!

Bilmediğimiz çeşitli anlayışlar var dünya üzerinde. Armagedon, 3. dünya savaşı, tanrının vaadetiği günler, kıyamet senaryoları… Bunları bilen çok! Bunlarla birlikte, tanrının vaadettiği günü beklemeyeceklerini söyleyenler de çok… Fırsatı değerlendirip, tanrı rolüne sahip olmak isteyenler de… Hatta, tanrıyı kıyamete zorlamak isteyenler var!.. Onun için, olayları hızlandırıp bir an önce kurutuluşa ermeyi umanlar var…

Fakat ne yazık ki, “tanrı” yok!

Aydınlarımızın hâlâ anlamadığı, anlamadığı için anlatamadığı, anlatamadığı için bilinemeyen, bilinemediği için de cahilliğinin acı sonuçlarına katlanılan gerçek bu! Bu gidişle, bunu bilememenin sonuçlarına katlanmaya daha çok devam edilecek! Taa ki ismi ALLAH olan bilinip de, “tanrı” zannedilen ortadan kaldırılıp, kurtla kuzu dost oluncaya kadar!

Gayb denince, tamamen kapanmış bu gizler, mânâ boyutunun bilgileri! Onun için zaten, Gaybın Erleri anlamına “Rical-î Gayb” denmiş oranın ehline, o bilinci yaşama lütfuna mazhar olmuşlara… “Rical-î Gayb”, divan denen toplantılarda kararlar alırmış ve o kararlar uygulamaya geçtikçe dünyada olaylar birbirini izlermiş…

Elbette, kimse yazılmışın önüne geçemeyecek! Nice çağlar geldi geçti öyle veya böyle! Dünya bu! Dünya herşeye rağmen duruyor, ama geçen ömürler ve kaybedilen sonsuz gelecekler, geri gelmiyor! Devir, “imanı kurtarma” devri! Bilen bilir ki Allah indinde herşey takdir edilmiş, kalem kırılmış, mürekkep kurumuş!..

Yeni bir üçaylara daha girdik bu arada! Bereketli olsun manevi açılımlarla hepimize… Allah, ahıret bilinciyle değerlendirebilmeyi kolaylaştırsın; dedikodu, gıybet, şikayet, iftira ve belalarından uzak kılsın hepimizi… Dedikodu, gıybet, şikayet, iftira ve belalarından uzak kılsın hepimizi…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>