Dünya hayatı neyin imtihanıdır?
Rasûlullah aleyhisselâma imanlı kişi için herşeyden önce önemli olan şudur: DİN’de herhangi bir konuyu sorgularken, bir kere kesinlikle, hiçbir gerekçeyle ALLAH’ın TEK’liğinden, AHAD oluşu gerçeğinden asla uzak düşmemeliyiz! Çünkü, herhangi bir konuya getirdiğimiz açıklama değil, bizim ALLAH’ın AHAD oluşuna imanlı bakış edinebilmemiz ve bunu koruyabilmemiz, herşeyden ama herşeyden mukayese edilemeyecek kadar daha önemlidir… Hata ve yanlışlarımız, eğer ALLAH’ın AHAD oluşuna imandan uzak düşmüyorsak, giderilebilir. Ancak, hangi konuyu nasıl çözdüğümüzü düşünürsek düşünelim; bu çözümümüz bizi ALLAH’ın AHAD oluşu gerçeğinden perdeliyor veya iman ettiğimiz bu hakikatle çelişki yaratıyorsa, bilelim ki, kayıpların en büyüğüyle karşı karşıyayız orada…
Özgür ve bağımsız irade anlamına kullanılan “cüz’î irade” varsayımının, Kurân, Hadis ve Bilime göre geçersizliğinin açıklanmasıyla beraber, bu gerçek dışı akıl yürütmeye şartlanmış kişilerin bir takım açmazlarla karşılaşmaları ve inançları konusunda kaygı duymaları şaşırtıcı değil elbette!
Burada hemen şunu ifade edelim ki, sözkonusu tüm açmaz ve kaygıların ana sebebi, ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunu bilmemek, buna karşılık bu ismi kafasında yarattığı bir tanrıya etiketleyerek “iman ettim” sanmaktır. Günümüz Müslümanlarının ekseriyeti, böyle bir yanlış algılamanın farkına varamadan bugünlere gelmişlerdir! Altını çizerek tekrarlıyorum: Cüz’î irade ve bunun gibi Kurân ve Hadiste yeri olmayan yorumların gerisinde, Hazreti Muhammed aleyhisselâmın açıkladığı ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunun bilinmemesi yatar! Zira, irade ile ilgili ayetleri ve hadisleri olduğu gibi yalın haliyle kabul etmek yerine, irade-i cüziyye gibi varsayımlarla konuya yaklaşmanın çözüm zannedilmesinin sebebi de budur!
devamı…
Oysa, önce ALLAH ismiyle işaret edileni Rasûlullah aleyhisselâmın açıkladığı özellikleriyle öğreneceğiz, ki ondan sonra da o mânâdan sapmadan, o mânâya imanlı bakış açısıyla diğer konuları ele alıp doğru değerlendirmelerde bulunabilelim. Bunu yapabildiğimiz ölçüde, gerçek dışı varsayımlar da tuzun suda erimesi gibi kaybolup giderler…
Dünya yaşamının neden bir imtihan olarak nitelendirildiği konusu, bunu bildiğimiz zaman kendiliğinden çözülür!
İmtihan, senin ALLAH ismiyle işaret edilen mânânın bilincinde olarak yaşaman ile, bu bilinç düzeyinden uzak düşmenin imtihanıdır. Bir başka deyişle, karşılaştığın olaylarda, ALLAH’a teslimiyet diye ifade edilmiş, AHAD olan ALLAH indinde O’ndan ayrı bir varlığa sahip olmadığın hakikatini hazmedip yaşayabilmen ile, bu hakikatin farkında olamayışının imtihanıdır. Avamın zannettiği gibi, bir takım göresel “doğrular” ile “yanlışlar” arasından hangisini seçeceğinin imtihanı değil!..
Senin ezelden ebede kadar varedenin, hakikatin, aslın, yaratıcın olan ALLAH’a teslim olduğunun bilincinde olmak yerine, kendini, ALLAH’tan ayrı bir takım özelliklere sahip bedenden ibaret bir kişi sayıp, kendi hakikatinden uzak düştükten sonra, bu uzaklık üzerine ‘doğru’ dediklerinle ‘yanlış’ dediklerinin birbirinden artık ne farklı kalır? Dünya hayatının imtihan olması, cüz’î iradenle kendini başlangıçta Mürid olan Allah’tan ayrı varsayıp, sonra da önüne konmuş bir takım doğrular ile yanlışlar arasında seçim yapman sınavı değildir! Böyle bir seçim ve karşılığında bir tanrının sana mükâfat veya eza vereceğini sanıyorsan, aldanıyorsun! Varlıkta her an hükmü yürüyen Allah’a teslimiyetini yaşayabilmen ile yaşayamaman arasında imtihan olmaktasın! Çünkü bunun neticesini, karşılığını her an bizzat kendinde yaşamaktasın, bilinçlenme düzeyinle.
Şimdi gerçek imtihanla yüzyüzesin! Hesabın da, bilincinin edindiği hal ile anında görülmektedir! Her an hakikatini yaşayıp yaşayamama imtihanında olduğunu bil ve ona göre gereğini yaşa!
Son Yorumlar