Sosyal Medyada Tasavvuf

FacebookTwitterRSSYoutube

Doğum günü hediyesi

Eskisi geride kaldı, yenilendi görüşümüz, görüntümüz yeni yılla. Yeni yılın hediyesi… Yeni bir süreç başladı, her an yenilenmekte olanla..

Rasûlullah efendimiz bir hadisinde: “Kişi mevta olduğunda, dünyadakiler geride ne bıraktığına bakarlar; ölüm ötesinde karşılayan melekler ise ne getirdiğine bakarlar” buyuruyor…

Yaşam sonsuz, geçitleri çok! Geride kalanların “ölüm” dediği, ilerde olanlar için “doğum”! Dünyadan ölen, ahirine doğmakta… Ahirimiz, evvelimizle aynı yerde: Yersizlikte! Zamansızlıkta! Varlığımızın derinliklerinde, hakikatimizde, özümüzde… Sırrımız o, “evvelde” varoluşumuz onunla, her an varlığımız onunla, “ahirinde” dönüşümüz yine ona…

Derler ya, “tırtılın ölümü, kelebeğin doğumudur” misali, her doğum aslında bir ölümdür bir bakıma ve her ölüm aslında bir doğum…

Gidilen yerdeki ölüm günleri, gelinen yerde kutlanası doğum günleridir… Onun için gidenlerin ardından gerçek bir kez daha hatırlanır, “Hu’vel Bâki” denir… Yar ile vuslattır benim ölümüm diyen bilince göre Hakk’a vasıl olduğu gün “doğum günü” olmuş, sonsuzluk âlemine…

Onun için belki de bazı günler kutlanır olmuş… Kutlayanlar, paylaşırmış kendindekini
sevenleriyle, dostlarıyla, çevresiyle… Dünyanın geçip gidici olduğunu, kendilerinin o dünyadan daha değerli olduklarını anlatıp dururlarmış türlü yollarla, bir misafir gibi diğer mukimlerin arasında…

Mümin için ölüm, ebedi ikâmetgâhına, manevî dünyasına, melekler âlemine “doğumu” demek… Dünya fâni, hayat ise bâki… Her gelen geçer gider, sadece O’dur bâki, “Hu’vel Bâki”…

“Ölmeden evvel ölmek” denen, “ölmeden önce doğmak” demektir… Çünkü “ölüm”, “yakîn” ile erilen hallerdendir. Dünyaya gelmek bir doğumdur, dünyayı terketmek bir diğer doğum! İki kere doğmalıdır insanoğlu, “ölmeden evvel doğsun” gerektir! Ki aslî âlemine kanat çırpabilsin, özündeki, “esma” denen, bilinç boyutunun güçlerine, kuvvelerine, melekelerine erebilsin…

Böylesi doğum aslında iki aşamalıdır… Hükmi doğum ve fiili doğum… Zannettiği varlık olarak varolmadığını ve yok olduğunu, dolayısıyla bu dünyayla sınırlı olmadığını “anlamak” hükmi doğumdur… Şuur boyutunda yaşama geçiş ise, fiili doğumdur. Böyle doğumlara nail olanların doğum günleri tebrik edilir…

İnsanoğlu bir değil, birkaç kez doğar… Ana rahminden doğan, evvelinde o karanlıkta asla göremediği, ama onu varlığında taşıyıp, onu besleyen ve  büyütenin kim olduğunu doğunca apaçık gördüğü gibi, beş duyu dünyasından evrensel bilincinin âlemine doğan da, çehresine bakar halde hakikatini seyre dalarmış…

Ve dahi görürmüş ki, doğan o değilmiş, doğum yokmuş ona, “doğum günü” yokmuş… Günler, yıllar değilmiş geçen… Onun hayatının başlangıcı yokmuş. Onun hayatı “başlamadan önce”, “zaman” diye birşey sözkonusu değilmiş… O, tarihte bir “zamanda” varolmamış. Tarihler, günler, yıllar onun bilincinde varolmuş hep… O bir mekânda “dünyaya” gelmemiş! Dünya onun bir algısından ibaretmiş; dünyalar, evrenler onun bilincinde varolmaktaymış… Alırmış o zaman işte en güzel doğum günü hediyesini…

Allah, taliplerine kolaylaştırsın böyle güzel bir doğumu ve nasip etsin hakikisini “doğum günü hediyesinin”!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>