Beytullah’ı haccetmek
“Bir kimse için kendindeki Beytullah’ı mı haccetmesi amaç olmalıdır, Mekke’deki Beytullah’ı mı?”
Cevap: Konuyu gerçekçi bir biçimde ele alalım. Dışımızda diye algıladıklarımızı aslında kendi zihnimizde yaşıyoruz, bunu biliyoruz! Örneğin, bir elmanın tadını aslında kendimizde yaşıyoruz. Tadı dışarıdaki elmaya aitmiş gibi imgelesek de, aslında bizim zihnimizde yaşanan bir deneyim o tad. O tadı alan, hisseden biziz, onu biz biliyoruz, biz tadıyoruz, biz yaşıyoruz… Fakat burada bir incelik var. O da şu: Her ne kadar elmanın tadını yaşayan, hatta ona o tadı veren biz olsak ta, elmayı alıp ta ısırmadıkça o tadı yaşayamıyoruz. Ortada elma yokken elmanın tadına varamıyoruz… Hayal edebiliyoruz, anımsayabiliyoruz, bir yere kadar belki hissedebiliyoruz da, ancak ne var ki tam anlamıyla o tadı yaşamış olmuyoruz…
Bu bakıştan hareketle görürüz ki, iki farklı şeylermiş gibi görünenlerin aslında bir yerden sonra önemi yok! İkisi farklı şeyler değil; sadece farklı yönden bakışlar söz konusu.
Zahirde gördüğümüz her şeyin şuurumuzda karşılığı vardır. Birinde kalmayı seçmek, ikisini de kaybetmektir. Birine ermek, ikisine de ermektir.
Mübarek olsun Beytullah’ı haccedebilene, ona niyet edebilene…
Son Yorumlar