Translate





Yazıların E-postanıza Gelmesini İstermisiniz ?
Lütfen E-Postanızı girin..

Destekleyen FeedBurner




Add to Google Reader or Homepage

Subscribe in NewsGator Online

Add to My AOL


Add to Technorati Favorites

Şimdi Ne Yapıyor?

Mehmet Doğramacı

Mehmet Doğramacı

Bağdat şehrine gelen inançsız bir bilgin: “Kim bana Allah’ın varlığını ispat edebilir?” diye sorunca, halk dini sahadaki derinliği ve hayatın içinden akıllı- mantıklı çözümlemeleri ile bilinen İmamı Azam Ebu Hanife’yi önerir. Adam Ebu Hanife ile halk huzurunda münazaraya girişir.

Her soruda aldığı harika cevaplarla git gide fikir çatısının çöktüğünü gören adam son bir hamle ile kendini kurtarmak ve aklı sıra imamı çıkmaza sokmak üzere altından kalkılması güç bir soru yöneltir:

- Peki kabul ediyorum ki ALLAH vardır. O’nun görünmediğini de anladım. Öyle ise bu gözümüzle göremediğimiz ve varlığına aklımızla inandığımız ALLAH şimdi ne yapıyor?

“Bu sorunuz da çok kolay” demiş İmam-ı Azam. “Ama cevabı sizin oturduğunuz kürsüden vermek isterim, iner misiniz aşağıya?…”

Adam oldukça şaşkın vaziyette kalkmış oturduğu yüksek kürsüden ve inmiş aşağıya. İmam-ı Azam çıkmış ve kurulmuş adamın boşalttığı yere. Şöyle bir etrafı ve kendisine şaşkın şaşkın bakan adamı süzdükten sonra şunları söylemiş:

– ALLAH, şimdi senin gibi inançsız bir adamı bu kürsüden aşağı indirdi ve yerine de benim gibi imanlı birini oturttu… Devamını Oku Şimdi Ne Yapıyor?

Basit

Mehmet DOĞRAMACI

Mehmet DOĞRAMACI

İl dışı ziyaretlerimden birinde, bir dost meclisinde tanımıştım onu. Adresi bulmakta zorlandığı için sohbete geç kalmıştı. Son kısma yetiştiği halde soru ve açılımları benim için hakikatin farklı bir boyuttan okunması idi. Doğrusu, yaklaşımları karşısında önceleri biraz zorlanmıştım.

İrtibatımız sürdükçe tefekkür tarzındaki dengeyi sezmem gecikmedi. Alışılmışın dışında ama itici değil, klasiği aşan ama eskiye sırt dönmüş değil, ilme ve yeniye açık ama nakle ve gönle de kayıtsız değil.

Nice sonraları bir telefon görüşmemizde dua istiyordu. İşyerini kriz vurmuştu ve ticari hayatını tasfiye ediyordu. Başındaki zor durumu anlamaya çalışarak ; “Ne düşünüyorsun şimdiden sonrası için?” dediğimde de farklılığını ortaya koydu:

-       Şimdiye dek patronluk ettik. Şimdi dönüşüm vakti. Kim bilir, belki de ücretli bir iş arayacağım.

-       Zor olmaz mı biraz senin için?..

-       Zor diye bir şey mi var, bende dileyeni fark ettikten sonra?… Her an yeni şanda der geçerim, diyor ve peşine de kahkaha basıyordu. Devamını Oku Basit

O değil de, Ne ?

Mert KILIÇ

Mert KILIÇ

İlk kez gidiyor olmamın tedirginliği ile içeri girdiğimde, bana yönelen yüzlerdeki algıladığım samimiyet sonrası, içimde oluşan huzur ile oturdum bir koltuğa sessizce. Nur yüzlü insanlar, ulvi bir amaç üzere toplanmış ALLAH kelamı etmeye ve dinlemeye gelmişlerdi. Ben de bu grubun içinde olduğumdan, içimden şükrettim bir kez daha ve sohbet yapacak kişiyi merakla bekledim. Kim bilir ne kadar nur yüzlü, sevecen, kibar birisidir diye kafamda hayaller kurarken;

-   Hocam, hoş geldiniz… Hitabını duydum arkamdan ve kapıya doğru baktım… Ne ihtiyar, ne genç, denilebilecek yaşta, çember olmayan, ancak bakımlı hafif sakallı, gülümseyen ama sert bakışlı, tamamen hayallerinin dışında biri girdi içeri. Topluca olmak üzere bir Selam verdi ve tam yerine oturacak diye beklerken, birden bire durdu ve;

-   Defter, kalem çıkartmakla uğraşmayın…! Oturmayacağım ve sizin o kağıt defterlerinize yazılacak bir şey söylemeyeceğim…! Dedikten sonra, herkesi dikkatle süzdü ve birden;

-  Hepiniz ahmaksınız..! dedi. Birden şaşkınlıkla yanımda ki gülümseyen gence sordum;

-  Ne dedi, ne dedi ? Devamını Oku O değil de, Ne ?

Dilediğini Yapar!.. Nerede?

Hakan TÜRKMEN

Hakan TÜRKMEN

Tuhaf insanlar var şu yeryüzünde… Duygularında çırpınanlarından tutunda tasavvuf bilgisiyle ego tatmini yapanlara kadar.. .

Özellikle tasavvuf bilgisiyle ego tatmini yapan insanlara şaşırıyorum… “Egonun yokluğunu idrak ilmi olan tasavvuf”la ego tatmini yapmaya çalışmak hatta bunda başarılı olmak çok ama çok tuhaf…

Üstad der ki: “Firavun’da da Hakk’ı gör!

Kader’e taklit yollu iman dâhi Allah’ı ötelere atmamıza engel olacaktır!

Kendimizi geliştirirsek varacağınız nokta Ahmed Hulûsi’nin bahsettiği veyâ Mûsa Aleyhisselam’ın herkesçe bilinen bir şekilde yaptığı “Firavun’da dâhi Hakk’ı görmek” olacaktır.

“Firavun, Hakk’ın görülebileceği en son mahaldir” diye düşünenler var fakat görülecek ilk mahal veya görülecek son mahal diye bir şey yok ki! Sonuçta Allah bir tanrı değil! AHAD olan Allah’tan bahsediyoruz… Aynı Allah “Dilediğini Yapar!..Devamını Oku Dilediğini Yapar!.. Nerede?

Çanakkale Deyince…

Mehmet DOĞRAMACI

Mehmet DOĞRAMACI

Çanakkale Zaferimiz üzerine yapılan muhtelif çalışmalarda bir milletin var oluş ve ayakta kalma mücadelesine dikkat çekilerek çeşitli fedakârlık ve şecaat örnekleri efsanevi, destansı sahnelerle aktarılır. Olayın insani ve evrensel yönüne eğilen yaklaşımlar nedense biraz sönük kalmıştır.

Milli ve manevi köklerimizin vazgeçilmez mayası Çanakkale’de evrensel sahneleri, insan unsurunun kalbinde titreyenleri, millet ve ırk, din ve ülke, doğu ve batı planından çıkarak yeniden değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Bu zafer coşkusuna işte o farklı noktalardan katılmak üzere bazı sahneleri yeniden hatırlatmak istiyorum.

* * * Devamını Oku Çanakkale Deyince…

Senin Kadar Varım

Mert KILIÇ

Mert KILIÇ

Hakikat bilgisini layıkı ile değerlendirmeden, algıladığımız bu fiiller aleminde “Benden başka bir varlık yok” kabulü ile hareket eden kişilerle karşılaştığında çok geriliyordu bizimki. Belki varsaydığı benine inen büyük bir darbe olmasının da etkisi ile. Oysa arkadaşı Ömer, konuşmalarında hareketlerinde öyle rahattı ki (içte rahat olduğunu düşünmüyordu) yaptığı fiiller sonunda, birisi ona bir şey söylendiğinde, ben varım, ben yaparım, gayrım yok tekrarını yapıyordu. O zaman da; Bizimki içinden; Hadi lan..! Bunun böyle olmadığının en büyük ispatı benim varlığım diye düşünürdü… Sonunda bir gün dayanamayıp dedi ki;

-         Hayır güzel kardeşim, sen ne kadar varsan, ben de, algıladıkların da o kadar var. Ne zaman ki sen yok olursun, biz de yok oluruz…

-         Örneğin başı kapalı bir bayan, aldığı bir takım bilgileri, doğru anlayamaması, hazmedememesi ve yanlış yorumlaması sonucunda benden gayrısı yokken, kime kapanıyorum ki düşüncesi ile açılırsa doğru mu yapmış ? Madem kendinden gayrı yok hiç giyinmesin, öylecene çıksın sokağa, ona bakanlarda olmayacağı gibi fiili münasebette de bulunan olmayacaktır ona göre. Ya da olsa da bundan etkilenmeyecektir. Sen bu hali yaşıyor musun şimdi ? Devamını Oku Senin Kadar Varım